8 Nisan 2020 Çarşamba

Hungarikum: Hollóháza Porselen Fabrikası

Hollóháza Porselen Fabrikası, Macaristan’ın en eski porselen fabrikasıdır. 1777 yılında kurulmuştur. Aynı zamanda Avrupa'daki en eski porselen üretim tesislerinden biridir. Hollóháza porselenleri, Macaristan'ın kuzeydoğusu'nda Slovakya sınırına yakın bir noktada bulunan Hollóháza kasabasındaki fabrikada el yapımı olarak üretilmektedir. Fabrika 1777 yılında aslen cam üretim tesisi olarak kuruldu. Yakın zamanda 240. yılını hala yemyeşil ormanlar ve tepeler arasında Kuzeydoğu Macaristan'da bulunan fabrikasında kutladı.

Hollóháza Porselenleri ve Marka Logosu

Başlangıçta, cam bardaklar, şişeler ve tabaklar görsel olarak çekici olmasına rağmen sadece ilkel bir metotla üretiliyordu. 19. yüzyılın başlarında cam endüstrisi gelişti. Ancak, ana ulaşım yolları ve cam üretimi için gerekli olan ham maddeler fabrika sahasından uzaktı. Bu nedenle, fabrikanın sahibi Kont Károlyi 1831 yılında, yakınlarda bulunan kaolin kilini kullanarak fabrikayı bir seramik fabrikasına dönüştürmeye karar verdi. En başından beri fabrikanın birden fazla sahibi vardı. Ancak ilk gerçek sıçrama 1857 yılında Ferenc Istványi'nin mülkiyeti altında oldu. Küçük tesisi büyük bir üretim tesisine dönüştürdü. 700'e yakın kişiye istihdam sağladı.

Hollóháza Porselenleri

Ürünler bir fabrikada yapılmış olmasına rağmen, hala halk tipi eserlerdir. Süslemeler ve motifler babadan oğula, elden ele geçmiştir. Figürinler, lambalar, duvar saati gibi süs porselenleri 20. yüzyılın gelişiyle ortaya çıktı. I. Dünya Savaşı sonrası 1923 yılında üretim yeniden başladıktan sonra, yönetim porselenin doğru malzeme bileşimini temin edebilmek için büyük çaba sarf etti. Porselen fiyatları yükseldi ve yeni ürünler geliştirildi. Ancak kredi veren bankalarının iflas nedeniyle fabrika 8 ay boyunca üretim yapamadı. Başka bir yükseliş 1939 yılında, yeni kiracı Károly Szakmáry adlı bir tüccarın fabrikayı devralmasıyla başlar. Sanatsal ve teknik olarak modası geçmiş fabrikanın üretimini ve kapasitesini geliştirmek için büyük bir istekle yola çıktı. Kömür yakıtlı yeni bir fırın kurdu. Eski buharlı jeneratörün yerine en yeni tasarımlar için yeni üretim yöntemlerinin uygulanmasına izin veren üç modern elektrikli fırın da kuruldu. Fabrika nihayetinde sadece kırsal nüfusun değil, aynı zamanda büyük şehirlerin de ihtiyaçlarını karşılayacak bir kapasiteye ulaştı.

Hollóháza Porselenleri

Fabrika, II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1948 yılında komünist hükümet tarafından kamulaştırıldığında tüm bu üretim süreçleri ne yazık ki sekteye uğradı. Kamulaştırmadan sonra Hollóháza Porselen Fabrikası’nda sadece elektrik izolatörlerinin üretimi gibi sadece endüstriyel porselen üretme izni verildi. 1957 yılına kadar üretime bu şekilde devam edildi. 1960'lı yılların başından itibaren genç ve yetenekli sanatçılar yeni ürün geliştirmeyi devraldılar. Hollóháza Porselen Fabrikası’nı Macar ve son zamanlarda tüm Avrupa sanat sahnesi için önemli bir yer olarak tekrar faaliyete geçirdiler. Fabrika zamanla mevcut talepleri yüksek kalite ve uygun fiyat ile başarıyla birleştiren böyle bir üretim paleti geliştirdi. Bu gelişmeler sayesinde Hollóháza porselenlerine olan talep sürekli bir biçimde artmaktadır. Fabrikanın günlük kullanım için ince işlenmiş, zevkle dekore edilmiş ürünleri, günlük kullanıma şıklık katıyor. Hollóháza Porselen Fabrikası, Japonya'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne, İskandinav Yarımadası'ndan Avustralya'ya ve dünyanın birçok yerine tüm dünyaya ihracat yapmaktadır. Ayrıca Amerika kıtasında, fabrikanın yetkili ithalatçısı Raven Relix Inc. aracılığıyla da porselenlerin satışı yapılmaktadır.

Bir Hollóháza porseleni boyama sürecinde


2 Nisan 2020 Perşembe

Hungarikum: Herend Porselen Fabrikası

Herend Porselen Fabrikası, 1826 yılında Macaristan’ın Veszprém şehri yakınlarında bulunan Herend kasabasında kurulmuştur. Herend Porselen Fabrikası el yapımı ve yaldızlı lüks porselen konusunda uzmanlaşmış bir Macar üretim fabrikasıdır. Fabrika, 19. yüzyılın ortalarında, Avrupa'daki Habsburg Hanedanlığı ve diğer aristokrat müşterilerinin tedarikçisi konumundaydı. Klasik desenlerinin çoğu hala üretimdedir. Macaristan'da komünizmin çöküşünden sonra fabrika özelleştirildi ve şu anda %75'i yönetime ve işçilere aittir. Dünyanın 60'tan fazla ülkesine ihracat yapmaktadır. Ana pazarları İtalya, Japonya, Rusya ve ABD'dir.

Herend Porselenleri Marka Logosu

Fabrikanın Tarihi
Herend Porselen Fabrikası, 1826 yılında Vince Stingl tarafından çanak çömlek üretim fabrikası olarak kuruldu. İlk zamanlarda Stingl, porselen yapımı üzerine araştırma deneyleri de gerçekleştirdi.

Herend Porselen Fabrikası'nın kurucusu: Vince Stingl

Stingl daha sonra iflas etti; alacaklısı Mór Fischer 1839'da fabrikanın kontrolünü ele geçirdi. Yeni fikirleri olan ve hırslı bir yapıya sahip Fischer, aynı yıl sanatsal porselen üretmeye başladı. O zaman kırık porselenleri yenilemek, Uzak Doğu'dan ve Avrupa'dan eski, klasik porselen yemek takımları tedarik etmek neredeyse imkansızdı; 1849 yılına gelindiğinde Fischer, porselenleri sadece Macar aristokrasisine satabiliyordu.

Fabrika'nın ikinci sahibi : Mór Fischer Farkasházy

İlk Macar Endüstriyel Sanat Sergisi'nde Herend Porselenleri bronz madalya alır ve Lajos Kossuth, Herend porselenlerini yerli endüstriyel sanatın neşeli gelişmelerinin bir parçası olarak tanımlar.

İlk Ödül: Bronz madalya

Herend, tasarımlarını Birinci Macar Uygulamalı Sanat Sergisi’nde, 1845 yılında Viyana Sergisi’nde, 1851 yılında Londra'daki Büyük Sergi’de, 1853 yılında New York'taki Tüm Ulusların Endüstri Sergisi’nde ve 1855 yılında Paris'teki Universelle Sergisi’nde sergiledi. Herend porselenleri çok beğenildi ve Kraliçe Victoria, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Meksika İmparatoru Maximillian tarafından sipariş edildi. Aralarında Kraliçe Victoria, Esterházy, Batthyány, Rothschild, Apponyi’nin de olduğu ilk müşteriler için bazı özel desenli porselenler üretildi. 1865 yılında Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Fischer'e porselen sanatındaki çalışmalarından ötürü bir Macar soylu unvanı verdi. Bundan sonra Fischer, Tata ailesinin evinin isminin (Wolfshaus) Macarlaştırılmasından oluşan Farkasházy soyadını kullanmaya başladı.

1862 yılına ait bir Herend Porselen Takımı

1872 yılından itibaren Mór Fischer Farkasházy, kapatılan Viyana Fabrikası'nın şekil ve desenlerini kullanma hakkına sahip oldu. 1874 yılında Fischer, fabrika yönetimini oğullarına verdi. Oğulları şirketin odağını sanatsal yaratımdan uzaklaştırdılar ve bu yüzden de satışlar düşmeye başladı. Fabrika birkaç kez el değiştirdi de neredeyse iflasın eşiğine geldi. 1800’li yılların sonunda, kurucunun torunu Jenő Farkasházy fabrikanın yeni sahibi oldu. Torun Farkasházy, yabancı porselen fabrikalarında deneyim kazanmış, yeni tasarımlar yaratmaya ve geleneksel desenleri canlandırmaya başlayan eğitimli bir seramikçiydi. Ayrıca 1900 yılında Paris’te, 1901 yılında ise St.Petersburg'da yeni model porselenlerini tanıttı.

Herend Porselen Vazo

İki dünya savaşı arasında, Fischer döneminden itibaren süregelen geleneksel ürünlerin sınırlı üretimine devam edildi. Macar heykeltraşların çalışmalarının kopyaları olan Macar figürleri de üretildi. 1948'de şirket kamulaştırıldı. 1993 yılında özelleştirildi ve 2015 yılında %75’i yönetim ve işçiler tarafından sahiplenildi.

Üretim 
Herend ürünleri, kaolinit, feldispat ve kuvars karışımı kullanılarak sert macun porselenden yapılır. Temizleme, dekor verme ve kurutma işlemlerinden sonra, porselen önce 830 santigrat derecede pişirilir. Pişen porselen parçaları daha sonra bir sır içine batırılır ve bu sefer 1410 santigrat derecede tekrar pişirilir. Bu işlem sonrası beyaz ve yarı saydam bir porselen elde edilir. Bu aşamadan sonra porselenler elle boyamaya hazırdır. Renklerle veya altınla boyanmış olmasına bağlı olarak, bir veya iki kez daha pişirme işlemine tabi tutulabilirler.


Herend Porselen Fabrikası

Herend porselenleri 1851-1937 yılları arasında dünya sergilerinde 24 büyük ve altın ödül kazandı. En iyi bilinen Herend modellerinden biri olan Çin tarzı canlı renklerle boyanan kelebek ve çiçekli porselenler 1851'de Londra Dünya Sergisi'nde sunuldu. İngiliz Kraliçesi Victoria, Windsor Kalesi için altın madalya kazanan bu desenli akşam yemeği porselen setini sipariş etti ve bu nedenle bu desen "Viktória" olarak adlandırıldı. Herend Porselen Fabrikası, hem Macaristan'da hem de yurtdışında Habsburg Hanedanlığı ve aristokrasinin porselen tedarikçisiydi. Fabrika, halen kaliteli bir üretim için geleneksel yöntemlere göre porselen üretmeye devam ediyor.

Kraliçe Victoria Serisi

Porselen Müzesi
Porselen Fabrikası’nın bulunduğu arazide bir de Porselen Müzesi vardır. Müze 1964 yılında ziyarete açıldı ve 2002 yılında Macaristan'da yılın müzesi seçildi. Müze, Herend porselen fabrikasının tarihini ve teknolojisini ziyaretçilere sunar. Aynı zamanda ziyaretçiler müzedeki büyük ekranlardan Herend porseleni üretime sürecini izleyebilirler.

Porselen Müzesi Giriş Kısmı
Müzenin iç kısmı

31 Mart 2020 Salı

Macarlar'ın Heykeli Dikilen Kahraman Köpeği: Mancs

Adı: "Mancs". "Manç" diye okunuyor ve Türkçe'de "Pati" anlamına geliyor. Mancs 1994 yılında Macaristan'ın Miskolc şehrinde bir Alman çoban köpeği olarak dünyaya geldi. Bu muhteşem köpek özel olarak eğitildi ve arama kurtarma konusundaki inanılmaz yetenekleri ile Macaristan’ın en önemli arama-kurtarma ekibi olan Spider'ın bir parçası oldu.



Mancs

Mancs'ı László Lehóczki sahiplendi. Altı aylık olduğunda arka ayaklarından birini doğru dürüst kullanamıyordu. Veteriner kemiklerinin düzgün gelişmemiş olduğunu kafa yapısında da şekilsel bozukluk olduğunu tespit etti. László Lehóczki ise Mancs'ın çok iyi bir arama kurtarma köpeği olacağını hissetti. Bu doğrultuda eğitim verildi ve 1996 yılından itibaren Miskolc Spider Arama-Kurtarma ekibinin bir üyesi oldu.

Mancs'ın özel yeteneği, deprem enkazının altında sıkışıp kalmış depremzedeleri bulmak ve üyesi olduğu arama kurtarma ekibine haber vermekti. Mancs o kadar yetenekliydi ki sadece deprem enkazının altında kalan insanların yerini bulmakla kalmıyor, onların hayatta olup olmadığını da haber verebiliyordu. Hayatını kaybetmiş bir insanı hissettiğinde yere uzanıyordu, enkazın altında canlı bir insan hissettiğinde ise ayağa kalkıyor, kuyruğunu sallıyor ve havlıyordu.

László Lehóczki ve Mancs

Mancs ve sahibi László Lehóczki, El Salvador ve Hindistan'daki 2001 depremleri de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde deprem kurtarma ve doğal afet misyonlarında yer aldılar. Mancs, 17 Ağustos 1999 İzmit depreminden 82 saat sonra deprem enkazından 3 yaşındaki bir kızı kurtarmaya yardım ettiğinde meşhur oldu.

17 Ağustos 1999 İzmit Depremi ve Mancs
17 Ağustos 1999 tarihinde 45 saniye süren deprem İzmit’in Bekirpaşa beldesinde dört katlı bir evi yerle bir etmişti. Enkaz altında bir çocuğun olduğu söylendi. Mancs’a küçük çocuğun yorganını koklattılar. Mancs heyecanla yerini gösteriyor, kuyruğunu sallıyor ve eşeleniyordu. Ekibin çalışmaları sonucunda küçük çocuğun hala canlı olduğu tespit edildi. Ancak ulaşılması zor bir yerde sıkışıp kalmıştı. Kurtarma çalışmaları uzadı. Çalışmalar devam ederken Mancs çocuğun hayatta kalabilmesi için daracık bir yerden geçerek ona su taşıdı. Yıkıntıdan her çıkışında kuyruğunu sallıyor, yaşadığını haber veriyordu. Macar kurtarma ekibi ve köpekleri Mancs, üç yaşındaki Hatıra Kaplan'ı 82 saat sonra enkaz altından canlı çıkarmayı başardılar.

Depremden bir sene sonra Köseköy beldesindeki prefabrik konutlarda buluştular. Mancs’ın Hatıra'sı büyümüş, sarı saçlı ve renkli gözlü sevimli bir kız çocuğu olmuştu. Mancs’tan ağzındaki buketi usulca çocuğun önüne koyması beklenirken, Hatıra Kaplan'ın sesini duyar duymaz fırlattı attı. Sevinçten çılgına dönmüş bir halde Hatıra’sına koşuyordu. Kavuşma anında kuyruğunu sallıyor, yalıyor ve neşeyle havlıyordu. Bu, onların son buluşması oldu...

Mancs ve Hatıra Kaplan (2000)

18 Aralık 2004 tarihinde Miskolc şehir merkezinde, Szinva deresi ve yeni meydanın yakınında bir Mancs hayatta iken heykeli dikildi. Heykeli, heykeltıraş Borbála Szanyi tarafından yapıldı.

Miskolc şehir meydanındaki Mancs heykeli

Mancs, 22 Ekim 2006 tarihinde heykelinin dikilmesinden yaklaşık 2 yıl sonra, ardında onlarca kahramanlık hikayesi bırakarak 12 yaşında zatürreden öldü.

Mancs'ı anıyorlar...

Mancs. Miskolc'luların ünlü hayat kurtaran köpeği. 1996'dan beri "Spider Kurtarma Ekibi" üyesi. Dünya'nın çeşitli ülkelerinde 100'den fazla insanın hayatını kurtardı.



Spider Kurtarma Ekibi, insanların hayatlarını kurtarmak için verdiği 20 yıllık özverili çalışmalar nedeniyle 2015 yılında Avrupa Vatandaşlık Ödülü'nü aldı. 1999 yılında Mancs'ın kurtardığı kız Hatıra Kaplan, törene onur konuğu olarak katıldı ve Miskolc'taki Mancs heykelini ziyaret etti.

Hatıra Kaplan Miskolc'teki Mancs heykelinin yanında (2015)
Mancs Filmi
Mancs filmi 2013 yılında çekildi ve biraz gecikmeden sonra nihayet 2015 yılında vizyona girdi. Gerçek hayat ve animasyon'un birbiriyle iç içe geçtiği film Macarlar'ın kahraman köpeği Mancs'ın hayatını anlatıyor. 



Bugün Macaristan'da çoğu köpeğe Mancs ismi veriliyor. Macarlar, heykelini diktikleri kahraman köpek Mancs'ın hatırasını böyle yaşatmaya devam ediyor...

19 Aralık 2019 Perşembe

Zsigmond Fejes ve 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na Gezisi

Macar öğretmen ve yazar Zsigmond Fejes 1881 yılında Macaristan’ın Nagycsány köyünde dünyaya geldi. 1906-1941 yılları arasında Macaristan’ın Pápa şehrinde bulunan Ref. Koleji'nde öğretmenlik ve 1929-1941 yılları arasında ise aynı kolejde müdür olarak görev yaptı. Kolej'in izci takımını 1932'de kurdu ve kendi öncülüğünde 1940'ta İngiltere'de bir izci kampı düzenledi. 07 Haziran 1947 tarihinde Pápa şehrinde vefat etti.

Zsigmond Fejes

Zsigmond Fejes, aynı kolejden bir diğer öğretmen Dr. Béka Lakos, İstanbullu olan ve o dönemde Budapeşte Teknik Üniversitesi öğrencisi, çok iyi derecede Macarca konuşabilen Hüseyin Arif ile birlikte toplamda 3 kişi 07 Temmuz 1914 tarihinde Budapeşte’den Osmanlı İmparatorluğu topraklarına doğru yola çıkıyorlar.

Ermenek - Alanya yolu. Soldan Sağa: Arif, Fejes, Lakos
Ermenek - Alanya yolu. Soldan Sağa: Arif, Fejes, Lakos

Bundan sonraki satırları Zsigmond Fejes’in Macarca yayınlanmış olan “Kisázsia Tanulmányút" (Küçük Asya'ya Çalışma Gezisi) isimli makalesinden Türkçe’ye çevirdim ve sizlere aktarmaya çalışacağım. Zsigmond Fejes seyahatin ilk amacını Anadolu’nun ve özellikle Kilikya Bölgesi’nin ekonomik, coğrafik ve etnografik yapısını incelemek olduğunu belirtiyor. Bu seyahatte Hüseyin Arif sadece tercüman olarak değil aynı zamanda herhangi bir sorunda yardımcı olan bir yolculuk arkadaşı gibi yer alıyor.

07 Temmuz 1914 tarihinde öğleden sonra 15:20 sularında Budapeşte’den hareket ediyorlar ve akşam saatlerinde Belgrad sınırlarına ulaşıyorlar. 28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahtı Ferdinand ve eşinin öldürülmesi üzerine Belgrad’da ortam karışık. Zsigmond Fejes henüz savaş olasılığını düşünmemiştik diyor. Ancak Sırp gümrüğünde fotoğraf makinesi ve eşyalara el konulacağından korkuyorlar. Fotoğraf makinesi detayı da burada önemli. Bu seyahatte Zsigmond Fejes fotoğraf çekme ve coğrafi konulardan sorumlu.

Niş, Sofya ve Edirne üzerinden 09 Temmuz 1914 günü sabah saat 9 sularında İstanbul’a ulaşıyorlar. 4 gün boyunca o dönem başkent olan İstanbul’da kalıyorlar.

14 Temmuz 1914 - İstanbul

Daha sonra 2 günlüğüne Bursa gezisi düzenliyorlar. Orada padişahların türbelerini ziyaret ediyorlar. İstanbul, Haydarpaşa Garı’na geri dönüyorlar ve orada Bağdat trenine biniyorlar. İlk hedefleri Adana şehrine ulaşmak. Bu seyahat, bazı şehirleri ziyaret ettikleri için aralıklı olarak tam 8 gün sürüyor. Zsigmond Fejes bu yolu sadece Almanlar’ın inşa ettiği Bağdat demiryolu ile gitmelerinin mümkün olduğunu söylüyor.

Seyahatte ilk durakları Hereke. Burada dokuma ve halı fabrikasına bir ziyarette bulunuyorlar.

17 Temmuz 1914 - Hereke Dokuma ve Halı Fabrikası ziyareti

Daha sonra Eskişehir’de bir gün geçiriyorlar. 40.000 nüfuslu şehir 800 metre rakımda bulunuyor. Burada kaymakam tarafından çok sıcak bir şekilde karşılandıklarından bahsediyor Fejes. Eskişehir’den Konya’ya yol sabah 6’dan akşam 8’e kadar sürüyor. Konya’daki bozkırı Hortobágy’ın bazı bölümlerine benzetiyor. Konya civarında kaliteli buğday yetiştirildiğinden bahsediyor. 60-70 bin nüfuslu Konya’da iki gün geçiriyorlar. 24 Temmuz 1914 akşamı Adana’ya ulaşıyorlar. Adana’dan demiryolu ile İskenderun’a geçiyorlar. Burası onların seyahatindeki en doğu noktası olarak kayıtlara geçiyor. Buradan o dönemki Küçük Asya’nın en işlek liman şehri Mersin’e geçiyorlar. Antalya Konsolosu Budapeşte kökenli Macar Pözel, Lloyd isimli bir Avusturya gemisiyle kendilerine ziyarete geliyor ve orada Alanya’da Konsolos Pözel’in yazlığında buluşmak üzere sözleşiyorlar. Aynı günün akşamı Konsolos Pözel gemiyle Antalya’ya geri dönüyor. Fejes burada savaşın çoğu şeyi değiştirdiğini söylüyor. Konsolos Pözel’le Alanya’da buluşamıyorlar. Belgrad’ın bombalandığı haberini Mersin’de alıyorlar. Mersin’de iki gün kaldıktan sonra Silifke’ye doğru hareket ediyorlar. Silifke’den Ermenek’e at üstünde geçiyorlar. Çünkü burada at arabası için yol yok. Bu yol üzerinde bulunan telgraf ofisinden Avrupa’daki durum hakkında bilgi alma şansları oluyor. Silifke’den Ermenek’e yol tam 5 gün sürüyor. Ermenek’ten Alanya’ya yine zorlu bir yoldan sonra nihayet Alanya’ya ulaşıyorlar. Fejes, Alanya’nın eskiden bir kale şehir olduğunu ve kale duvarların da hala ayakta olduğunu söylüyor. Şehrin konumu çok güzel. Çoğu ev buruna doğru inşa edilmiş. Lakos ve Arif burada şehrin yöneticisiyle görüşüyorlar. Artık ihtiyaçları olmadığı için eşekleri satıyorlar.

17 Ağustos 1914 - Alanya

Yukarıda da belirttiğim üzere Antalya Konsolosu Pözel savaş sebebiyle maalesef Alanya’daki buluşmaya gelemiyor. 18 Ağustos 1914 günü sabah saatlerinde küçük bir benzinli tekneyle 120 km uzaklıktaki Antalya’ya geliyorlar. Burada birkaç gün geçiriyorlar. Zsigmond Fejes’in 19 Ağustos 1914 tarihinde çektiği Antalya Hadrainus Kapısı fotoğrafı var.

19 Ağustos 1914 - Antalya Hadrianus Kapısı

20 Ağustos 1914 - Antalya Yat Limanı

Antalya'dan 4 günlük bir gemi yolcuğu ile İzmir’e geliyorlar. Artık dönüş yolundalar. Daha sonra Bandırma’dan İstanbul’a askeri bir amaçla kullanılan gemi ile seyahat ediyorlar. İstanbul’da tekrar Macar büyükelçi ile görüşüyorlar. Çektikleri fotoğraflar son derece önemli olduğu için büyükelçiye bu konuyla ilgili danışıyorlar. Büyükelçilikte kamera çantaları büyükelçilik mührüyle kapatılıyor ve koruma altına alınıyor. Yolda herhangi bir sorunla karşılaşmamak için büyükelçilik tarafından yazılan iki adet de resmi mektubu da yanlarına alıyorlar. Karadeniz üzerinden Köstence’ye ulaşıyorlar. Buradan da Bükreş’e. 5 saatliğine Bükreş’i gezme fırsatları oluyor ve daha sonra 30 Ağustos 1914 gece 22.00 sularında Predeal yakınlarında Macaristan sınırlarına giriş yapıyorlar. (bugünkü Romanya sınırlarında bulunan Braşov kenti yakınlarında küçük bir kent.)

28 Ekim 2019 Pazartesi

Macar Kültür Merkezi Ziyaretim

Herkese merhaba. Sziasztok mindekinek! Uzun zamandır istediğim fakat İstanbul'a yolum düşmediği için gidemediğim Macar Kültür Merkezi'ni en sonunda 16 Eylül 2019 tarihinde ziyaret ettim. Macar Kültür Merkezi'nin Müdürü Gabor Fodor ile Macaristan ve Macar tarihi üzerine keyifli bir sohbet imkanı buldum. Kendisine, beni ağırladığı ve Macar Kültür Merkezi'ni tanıttığı için teşekkürlerimi sunuyorum.

Macar Kültür Merkezi Girişi

Macar Kültür Merkezi Müdürü Gabor Fodor ve Hungarolog Onur Şahin

Gabor Bey, Macarca kitaplardan oluşan kütüphane için çok çaba sarfettiklerini ve kitap sayısının daha da artacağını söyledi. Kültür merkezini ziyarete gelen misafirlerle burada fotoğraf çektirmek adeta bir gelenek olmuş. Bize de bu değerli kütüphane önünde poz vermek düştü.

Macar Kültür Merkezi İç Kısım

Macar ve Türk Bayrakları

Ünlü Macar ressam Levente Baranyai'nin Türkiye'deki ilk kişisel sergisi olan, insan elinin dünyaya verdiği zararı konu edinen, "Tyrannussapiens'in İzinde" isimli sergisini de ziyaret etme imkanım oldu.




Macaristan, Polonya, Çekya ve Slovakya'nın oluştuğu Visegrad Grubu

Macar Kültür Merkezi'nde bulunan dev Rubik Küpü

Macar Kültür Merkezi Bilgileri
Adres: Gürsel Mahallesi, İmrahor Caddesi No:23 B Blok Kağıthane/İstanbul
E-posta adresi: macarkulturmerkezi@mfa.gov.hu
Telefon: +90 212 243 8288

Ziyaret Saatleri
Pazartesi: 10:00-17:00
Salı - Cuma: 10:00-18:00
Cumartesi: 12:00-18:00

Ulaşım
Macar Kültür Merkezi Kağıthane Polat Ofis'in giriş katında bulunmaktadır. Taksim Gümüşsuyu peronundan kalkan 48T otobüs ile 15 dakika içinde Kağıthane Belediyesi durağında inerek kolayca ulaşabilirsiniz. Mecidiyeköy'den gelmek için ise 49 numaralı otobüs (üst geçitten sonraki durak) ile 15 dakika içerisinde aynı durakta inerek bize ulaşabilirsiniz. Diğer otobüsler: 41Y, 41ST, 44B

Macar Kültür Merkezi'nin haritadaki konumu

16 Ağustos 2019 Cuma

Prof. Dr. László Rásonyi

Prof. Dr. László Rásonyi

Eski Türk kavimlerinin tarihi ve Türk-Macar ilişkileri konusundaki çalışmalarıyla tanınan ve Türkiye'deki Hungaroloji Ana Bilim Dalı'nın kurucusu Macar Türkolog.

László Rásonyi 22 Ocak 1899 tarihinde Liptószentmiklós’ta (günümüzde Slovakya sınırları içindeki Liptovský Mikuláš) doğdu.

Budapeşte ve Berlin Üniversitesi'nde Türkoloji ve Hungaroloji öğrenimi gördü. 1929'da Helsinki Üniversitesi'nde çalıştı. 1933-1934 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü'nde çalışmalar yaptı.

Prof. Dr. László Rásonyi, 1935 yılında Türk dili ve Türk tarihi çalışmalarına katkıda bulunacak bilim adamları yetiştirmek üzere faaliyete geçen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne Atatürk'ün isteğiyle kürsü kurucusu ve hocası olarak getirildi. Hungaroloji’nin kuruluşunda çok büyük emeği olan Prof. Dr. Rásonyi, Hungaroloji kütüphanesi'nin kurulmasında da büyük rol oynadı. Bu büyük bilim adamının Türkiye'ye gelmesinde o dönem Macaristan Eğitim Bakanı olan ünlü tarihçi Bálint Hóman'ın da büyük payı olmuştur. 1942 yılında Prof. Dr. Rásonyi Macaristan'a dönmüş, yerine 1943 yılında Tibor Halasi-Kun gelmiştir.

Prof. Dr. László Rásonyi, Türkiye'den ayrıldıktan sonra Macaristan'da Kolozsvár Üniversitesi'nde (Kolozsvár: günümüzde Romanya sınırları içindeki Cluj) Türkoloji profesörlüğüne atandı. 1942-1944 yılları arasında bu üniversitede Türkoloji kürsüsünün kurulmasına önayak oldu. 1946'da Budapeşte'ye döndü. Balkan Enstitüsü'nde (1947-1949) ve Macar Bilimler Akademisi'nde çalıştı. Doğubilim Enstitüsü'nü kurdu. 1962’de emekli olan Rásonyi, Ankara Üniversitesi’nin daveti üzerine Hungaroloji Kürsüsü’ndeki profesörlük görevine döndü ve bu görevi sekiz yıl daha sürdürdü. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu şeref üyeliğine seçildi, Cumhuriyet’in 50. yıl dönümünde devlet nişanı aldı. Aynı yıl Macar Bilimler Akademisi kendisine dil bilimi doktoru unvanını verdi.

4 Mayıs 1984 tarihinde Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de öldü.


Budapeşte 11. Bölgede bulunan hatıra plaketi

Eserleri
Prof. Dr. László Rásonyi, bilim çevrelerinde Türk onomastiği alanındaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Onomasticon Turcicum adlı eseri bu yolda yeni bir çığır açmış ancak çeşitli girişimlere rağmen Türkçede henüz yayımlanamamıştır. Rásonyi'nin Türkçeye çevrilmiş eserleriyse şunlardır:

Tuna Köprüleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü
Tarihte Türklük, Örgün Yayınları
Türk Devletinin Batıdaki Vârisleri ve İlk M. Türkler, TKAE Yayınları
Doğu Avrupa'da Türklük, Selenge Yayınları
Anadolu'da Hristiyan Türkler


Doğu Avrupa'da Türklük Kitabı

7 Şubat 2019 Perşembe

Osmanlı Dönemi Macar Şehir İsimleri

Merhaba. Bu yazımızda günümüzde Macaristan sınırları içinde kalan Osmanlı dönemindeki Macar şehir ve kalelerine verilen Türkçe isimleri paylaşıyoruz.

Macarca
Türkçe
Buda
Budin
Esztergom
Estergon
Pécs
Peçuy
Eger
Eğri
Győr
Yanıkkale
Székesfehérvár
İstolni Belgrad
Mohács
Mohaç
Szigetvar
Zigetvar
Nagykanizsa
Kanije
Szeged
Segedin
Veszprém
Vespirim, Pesprim
Szolnok
Solnok, Sonluk
Simontornya
Şimontorna
Szekszárd
Seksar, Sekçay
Komárom
Komaran
Kecskemét
Keçkemet, Keskemet
Szécsény
Seçen
Hatvan
Hatvan
Kaposvár
Kapoşvar
Nógrád
Novigrad

1617 yılında Budin

17 Ocak 2019 Perşembe

Son Budin Valisi : Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa

Son Budin Beylerbeyi Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa (1616 - 2 Eylül 1686) aslen yeniçerilikten yetişmiş bir askerdir. 1669 yılında yeniçeri ağalığı görevine tayin edildi. Girit kuşatmasında gösterdiği başarılar üzerine vezirlik rütbesine terfi etti. Bundan sonra sırasıyla; Bağdat, Mısır, Bosna ve Budin valiliklerinde bulundu. 1684 yılında Halep Valiliğine, aynı yıl tekrar Budin Valiliğine tayin edildi.

Budin Valisi iken az bir kuvvetle 1686 yılında doksan bin kişilik Haçlı ordusunun kuşatmasına karşı durdu. Üç buçuk aylık kuşatma süresince Haçlı ordularının art arda on sekiz taarruzunu püskürttü ve düşmanın teslim tekliflerini de geri çevirdi. Gittikçe azalan kuvvetlerine şehre hakim tepeleri ele geçiren Kutsal İttifak ordusu yüzünden yardımcı kuvvet de alınamıyordu. Savaş sırasındaki talihsizliklere 1500 Osmanlı askerini aynı anda öldüren cephanelik patlaması da eklenince savunma zorlaşır. Daha sonra bütün askerlerini gönderip yüz tane fedaisi ile iç kaleye çekilir. Çok rahatlıkla kaçıp kurtulabileceği halde, "Bize yakışmaz... şanımıza leke sürdürmem!.." diyerek koca bir ordu karşısında askerleriyle birlikte ön saflarda çarpışmaya katılır. 2 Eylül 1686 günü Kutsal İttifak birlikleri altı koldan genel taarruza geçer. Abdurrahman Abdi Paşa Beç Kapısı'nda hakkın rahmetine kavuşur. Öldüğünde 70 yaşındadır. Ancak, öldüğüne İttifak kuvvetlerinden kimse kanaat getiremez, yanına da sokulamazlar. Korku ve endişeyle bakarlar. Onun yerde cansız uzandığını görenler, öyleyse gidin de gözlerinizle görün derler. Merhum Yiğit Arnavut Paşa, kolay kolay hafızalardan silinmeyen bir yer etmiştir kalplerde.

Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa

Şehre daha sonra yerleşen Macarlar ise Abdi Paşa'nın kahramanlıklarını asırlar boyunca unutmazlar ve şehit düştüğü yere çok daha sonraları üzerinde şu ifadelerin yazılı olduğu bir mezar taşı dikerler.

Bu taşta "145 yıllık Osmanlı egemenliğinin son Buda Valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa, bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!" yazılıdır.

Mezar taşındaki Osmanlı Türkçesi ibare şu şekildedir: "Bûdîn vilâyeti son vâlîsi Vezîr Arnavud 'Abdurrahman 'Abdî Paşa 1686 senesi eylülünün ikisinde ba'de zuhr işbu mahall civârında şehîd olmuşdur. Rahmetullâhi 'aleyh''

Kabri, Toth Arpad Sokağı’nda bulunmaktadır. Beç Kapısı’na hâkim tepemsi görünümlü bir düzlüktedir. Dört köşesi gülle ile çevrilidir ve zincirlerle de korumaya alınmıştır.

Abdurahman Abdi Paşa'nın mezar taşı (Türkçe bölüm)

Abdurahman Abdi Paşa'nın mezarı (Macarca bölüm)