20 Ağustos 2020 Perşembe

Macaristan’ın Doğum Günü: 20 Ağustos

20 Ağustos, Macaristan'ın en önemli ulusal bayramlarından biridir. 20 Ağustos, Macaristan devletinin doğduğu gün olarak kabul edilir ve devletin kurucusu Kral I. István anılır. Ben de buradan “Doğum Günün Kutlu olsun Macaristan” demek istiyorum.

Doğum Günün Kutlu Olsun Macaristan!

Kral I. István Hakkında Kısa Bilgiler
  • Macarların son büyük prensi ve 1000 veya 1001'den 1038'deki ölümüne kadar Macaristan'ın ilk kralıdır.
  • Doğumunda kendisine pagan bir isim olan “Vajk” adı verildi.
  • 31 Aralık 1000 tarihinde Hristiyan kral olarak taç giydi. (Tarih konusunda bir takım görüş ayrılıkları vardır. Bazı tarihçiler 1 Ocak 1001'de taç giydiğini belirtmektedir.)
  • Macaristan'ı birleşik bir Hıristiyan devleti haline getirdi.
  • İlk Macar Katolik azizlerinden biridir.
  • O, Macaristan'ın koruyucu azizidir.

Kral Aziz Istvan'ın heykeli

Günlük Yaşamdaki Hatırası
  • Mumyalanmış sağ eli olan Kutsal Sağ, bir Katolik kalıntıdır. Budapeşte'deki Aziz István Bazilikası'nda korunmuştur.
  • Portresi 10.000 forint banknotun üzerinde bulunmaktadır.
1-10.000 forint banknot 2-Budapeşte Aziz Stephen Bazilikası 3-Kutsal Sağ

1000 yılından önce Macar tarihi yok mu?
Var. Macar kabileleri, Karpat Havzası'na 896 yılında yerleşti. (Bununla ilgili birkaç değişik teori var.)
Macaristan Krallığı'ndan önce, 9. yüzyıldan kalma bir Macaristan Prensliği vardı.

Bu bayram neden 20 Ağustos'ta neden kutlanıyor?
  • Çünkü Kral István 20 Ağustos’ta azizlik mertebesine yükseltildi.
  • Kral István, 15 Ağustos 1038'de öldü.
  • I. László'nun girişimiyle VII. Papa Gregory, 1083'te ona azizlik mertebesi verdi.
  • Töreni 15 Ağustos'ta yapmak istediler ama Kral tabutunu açamadılar.
  • Tabut beş gün sonra açılabilirdi ve 20 Ağustos'ta Kral István, gümüş bir kutuya kilitlenmiş emanetleriyle birlikte, Székesfehérvár'daki bazilika sunağına kaldırdı.
  • 20 Ağustos 2000 tarihinde, Ortodoks Hıristiyan rahip Bertalan I. Budapeşte'deki Aziz István Bazilikası'nın önünde düzenlenen Ayin'de Ortodoks Hıristiyanların da I. István'ı bir aziz olarak kabul ettiğini duyurdu.


Neden 20 Ağustos'a Yeni Ekmek Günü diyoruz?
  • Geleneklere göre, hasattan sonra yeni buğdaydan yapılan ilk ekmek Aziz István Günü'nde pişirilirdi. Bu gün ülke çapında hasat festivalleri düzenlendi.
  • Orta çağ Macaristan'ında "Yeni Ekmek Günü" kutlamaları başlangıçta 20 Ağustos'ta değil, 15 Temmuz'da yapılırdı.
  • Zamanla, farklı güçler Aziz István kültüne farklı tepki gösterdi, bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Macar ekmek festivaline yeni bir tarih verildi. 1945'te Ulusal Meclis, 20 Ağustos kutlamalarının anlamını değiştirerek onu Yeni Ekmek Bayramı yapmak istedi. Siyasi güçler Aziz István Günü'nün kutsal doğasına karşı koymaya çalıştı. Komünist Parti, 1 Mayıs İşçi Bayramı ise 20 Ağustos'un da çiftçiler için bir tatil olabileceğini düşünüyordu.

Ne zamandan beri resmi bir ulusal bayram?
Parlamento 1991'de resmi tatil ilan etti.

20 Ağustos anma bayramının gelenekleri nelerdir?

1) Kutsal Sağın Alayı
Kutsal Sağ, Aziz István'ın mumyalanmış sağ elidir. Budapeşte'deki Aziz István Bazilikası'nda muhafaza edilmektedir. 20 Ağustos Ayini Kutsal Sağ'ın alayıyla sona ermektedir.

2) Ekmek Kutsanması
20 Ağustos aynı zamanda Yeni Ekmek Bayramı olduğu için sadece kilise törenlerinde değil, ülkenin farklı noktalarında ekmeğin kutsanması bir gelenektir.

Bu yılki ülkenin ekmeği...

3) Halk Sanatları Festivali
Macaristan'ın en büyük halk sanatı festivali olan Halk Sanatları Festivali (Mesterségek Ünnepe) Budapeşte'de Budavár Saray Bölgesi'nde düzenleniyor. Festival, çeşitli folklor programları ve bine yakın el işi ile üç gün boyunca ziyaretçilerini bekliyor.

4) Ülkenin Pastası
Gastronomi yarışmasının dereceye giren pastaları her yıl Halk Sanatları Festivali'nde sunulmaktadır. Bu, Macaristan’ın devletin kuruluşunu kutlayan doğum günü pastası. Daha sonra yıl boyunca günün önemine vurgu yapan şekerlemeler de üretilmektedir.

Bu yılki ülkenin pastası...

5) Debrecen Çiçek Geçidi
Bir haftalık karnavalın en önemli kısmı 20 Ağustos yürüyüşü. Bu, yaklaşık olarak yüz binlerce kır çiçeği sapı kullanılarak yapılır. 5 metre yüksekliğinde 12 metre uzunluğunda kompozisyonlar. Bu çalışmalarla çeşitli geleneksel dans grupları Debrecen sokaklarında geçit töreni düzenliyor.

Debrecen'deki Çiçek Geçidi

6) Havai Fişek Gösterisi
20 Ağustos akşamı ülkenin her yerinde havai fişekler gösterileri yapılır. En büyük ve en güzel havai fişek  gösterisi Budapeşte'de - Tuna Nehri'nin ortasında, Parlamentonun güney ucundan Elizabeth Köprüsü'ne kadar 1600 metre uzunluğundaki alanda yapılır. Artık havai fişek gösterilerinin yapılmayacağını belirtmek lazım.

Budapeşte'deki havai fişek gösterileri...

Tabi koronavirüs salgınından dolayı çoğu etkinlik iptal edildi fakat yine de Macarlar bu en önemli ulusal bayramlarını coşkuyla kutlayacaklardır.


15 Ağustos 2020 Cumartesi

Türkiye’ye Yaya Seyahat Eden Bir Macar: Tibor Beder

Tibor Beder 06 Mart 1938 tarihinde Erdel’de (Transilvanya) bulunan Kisrebra köyünde dünyaya geldi (Günümüzde Romanya sınırları içindeki Rebrișoara köyü). Beder, Macar coğrafya öğretmeni, yazar ve Harghita eyaleti okul müfettişidir.

Tibor Beder

Kariyeri

1959 yılında jeoloji mühendisi ve coğrafya öğretmeni olarak Bolyai Üniversitesi’nden mezun oldu. 1959 ve 1968 yılları arasında çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı (Nagyajta, Korond), daha sonra okul müdür yardımcısı ve okul müdürü (Köpec, Illyefalva, Korond) oldu. 1968-69 yılları arasında Csíkszereda Gençlik Merkezi’nin direktörlüğünü yaptı. 1969'dan 1972'ye kadar Csíkszereda Şehir Gençlik Konseyi'nin başkanlığını yaptı ve 1973-1985 yılları arasında ilçe gençlik konseyinin turizm faaliyetlerinin direktörlüğünü yaptı. 1985-1989 yılları arasında tekrar öğretmenlik yaptı. (Csíkszereda, Csíkszentkirály). 1989-2001 yılları arasında Harghita eyaletinde okul başmüfettişi olarak çalıştı. 2001 yılında emekli oldu. Tibor Beder, 03 Mayıs 2020 tarihinde 82 yaşında Csíkszereda şehrinde hayatını kaybetti.

Tibor Beder

Çalışmaları 
1970'li yıllarda 10 binden fazla kişinin katıldığı “Bizimle Gel” hareketini başlattı. Bu çalışmanın neticesinde Harghita’da bir seyahat rehberi oldu. Hayat ve Bilim dergisinde okuduğu bir makale nedeniyle 1981 yılında Türkiye'yi ziyaret etmeye karar verdi, hedefi Macarköy (Macarca: Magyarfalva) idi. Köyün günümüzdeki ismi Gebiz'di fakat köydeki yaşlı insanların nüfus cüzdanlarında doğum yeri olarak "Macar" yazıyordu. Köyün ismi 1950-60'lı yıllara kadar Macardı. 2500 nüfuslu bu köyün sakinleri, Macarca bir kelime bilmemelerine rağmen kendilerinin Macar kökenli olduklarını iddia ediyorlar. Atalarının 400 yıl önce Macaristan’dan Türkiye'ye göç ettiklerini söylüyorlar. 1990 yılında nihayet bu isteğini gerçekleştirme fırsatını buldu ve Türkiye'ye yürüyerek gitti. Edirne’den başlayan ve Antalya Gebiz’de (Macarköy) soran eren bu yaya seyahatini 824 km yürüyerek 22 günde tamamladı. Toplamda ise Zagon’dan (Romanya) Antalya Macarköy’e 89 günde 2.800 km yürüyerek geldi. Bu yolculuğu hakkında iki kitap yazdı. Bunlardan ilki "Türkiye'ye Yaya Seyahat" (Macarca: "Gyalogosan Törökországban") ismi kitabıydı. Bu kitabında bu Türkiye seyahati hakkında detaylı bilgiler veriyordu. 1995-2000 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin çeşitli şehirlerinde birçok konferansta Erdel’deki Macar eğitiminin durumunu ve yaptığı yolculukları anlattı. Azınlık meseleleriyle ilgili makaleleri Erdel ve Macar dergilerinde yayınlandı. Macar Sekel Cemiyeti ve Julianus Vakfı'nı kurdu.

Tibor Beder
Kitapları
  • Harghita dağ yollarında, Seyahat rehberi, Csíkszereda, 1978
  • Türkiye’ye Yaya Seyahat, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2000
  • Geleceğin okulu üzerine düşünceler, Makaleler, Çalışmalar, 3. Genişletilmiş Baskı, Magister Yayınevi, Csíkszereda, 2001
  • Türkiye’ye Yaya Seyahat, 4. Düzeltilmiş Baskı, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2001
  • Sandalye, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2003
  • Mültecilerin İzinde, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2005
  • Geçmişi Geri Getirmek, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2008
  • Azalan ağrı, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2009
  • Anadolu’daki Macarköy’de Macar kardeşler arasında, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2009
  • Son Savaş, Pro-Print Yayınevi, Csíkszereda, 2011
Türkiye'ye Yaya Seyahat kitabı
Gyalogosan Törökországban

Ödüller ve Takdirler
  • En İyi Öğretmen Ödülü, 1970
  • Ulusal Geleneği Koruma Ödülü, Budapeşte, 1991
  • Gróf Kun Kocsárd Ödülü, 1996
  • Gümüş Edelweiss Ödülü, 1998
  • Gödöllő Tarım Bilimleri Üniversitesi Hatırası, 1999
  • Márton Áron Hatıra Madalyası, 2000
  • Tekirdağ Şehri Fahri Vatandaşı, 2008

1 Ağustos 2020 Cumartesi

Macarların En Ünlü Kanun Kaçağı: Sándor Rózsa

Sándor Rózsa kadar efsanelere, baladlara ve halk şarkılarına konu olan başka bir Macar "kanun kaçağı" yoktur. Büyük Macar Ovası'nın bu korkunç kanun kaçağı, yetkililer tarafından dar ağacını hak eden çok tehlikeli bir adam olarak kabul edildi, ancak halk içinse kuralları kendi koyan bir kişi, bir tür Macar Robin Hood'du. 1848-49 yılları arasındaki Macar Devrimi sırasında, 150 kişilik bir kanun kaçağı grubu ile Avusturyalılar arasında tahribat ve dehşet yarattı. Öyle bir üne kavuştu ki, Avusturya Kufstein’de hapsedildiğinde onu para karşılığında meraktan ziyaret edenler oluyordu. Efsanevi kanun kaçağı lideri Sándor Rózsa, Macar folklorunun bir parçası oldu ve eylemleri adeta efsaneleşti.

Sándor Rózsa

Ünlü kanun kaçağının babası András Rózsa'nın da yasa ile ilgili sorunları vardı. Sándor Rózsa 10 Temmuz 1813 tarihinde Büyük Macar Ovası’ndaki Röszke'de doğdu. Çocukken babasını kaybetti. Kötü aile geçmişinin Sándor’un hayatı üzerinde ciddi bir etkisi oldu. Resmi kayıtlara göre ilk işlediği suç, 23 yaşındayken, Kiskunhalas yakınlarında bir çiftlikten iki düve çalmasıydı. Sándor Rózsa bu hırsızlık sebebiyle yakalandı ve Szeged'de hapsedildi. Hapisten çıktıktan sonra “kanun kaçağı” olmaya karar verdi. 19. yüzyılın ilk yarısında, Büyük Macar Ovası Amerika Birleşik Devletleri'nin Vahşi Batı'sına çok benziyordu: her türlü otoriteden uzak, geniş ve açık bir alan ve bu nedenle burası eşkiyalar için adeta bir cennetti. Pervasızlığı, kurnaz oluşu ve acımasızlığı ile Sándor Rózsa kısa süre içinde diğer kanun kaçaklarının arasından sıyrılarak dikkatleri üzerine çekti ve kötü şöhretli maceraları sayesinde adı kısa sürede ülke çapında tanındı. Kavuştuğu bu şöhret nedeniyle, Büyük Macar Ovası'ndan birkaç başka kanun kaçağı da Sándor Rózsa’nın çetesine katıldı. O ve çetesi sayısız malikaneyi ve bir dizi ev sahibini soydu, atları ve sürüleri ele geçirdi, posta arabalarını yağmaladı ve tüm bunlar olurken o ve çetesi karşı koyan kişilere de silah kullanmaktan çekinmediler.
Toplam altmış suç ve otuz cinayetin Sándor Rózsa tarafından gerçekleştirildiği ispatlanmıştır ancak gerçek sayının bundan çok daha fazla olması muhtemeldir. Kurbanları arasında çok sayıda soylu ve varlıklı çiftçi vardı, ancak onu yakalamaya çalışan birçok jandarma da Sándor Rózsa’nın silahlarıyla tanıştı.

Sándor Rózsa

1848 Macar Devrimi Sándor Rózsa’nın hayatını önemli ölçüde değiştirdi

1840'ların başlarında, meşhur “kanun kaçağı” kraliyet jandarmasının listesindeki en çok aranan suçlulardan biri oldu. Ancak Sándor Rózsa, kendisini yakalamaya çalışanları her zaman atlatmayı başarıyor ve neredeyse aniden ortadan kayboluyordu. Çevik atları sayesinde her zaman kaçıyordu ve asla uzun süre aynı yerde kalmıyordu. En sevdiği saklanma yerleri Ludaš Gölü'ndeki (Günümüzde Macaristan-Sırbistan sınırının çok yakınında bulunan ve Sırbistan topraklarında bir göl) adacıklardı. İlginç bir şekilde, Veszelka ailesi gibi sık sık kanun kaçağı liderini saklayan destekçileri bile vardı.
Sürekli kaçma ve saklanma nedeniyle, 1845 yılında okur-yazar olmadığı için birisinin yardımıyla Avusturya-Macaristan İmparatoru V. Ferdinand’a hitaben bundan sonra sakin bir hayat yaşamak istediğini ve suçlarının affedilmesini isteyen bir mektup yazdırdı. Ancak bu talebi kral tarafından reddedildi.

15 Mart 1848 tarihinde Peşte’de patlak veren devrim ve onu izleyen Macaristan Bağımsızlık Savaşı da Sándor Rózsa'nın hayatı üzerinde büyük bir etkiye sahipti. 13 Ekim 1848 tarihinde Savunma Komitesi tarafından alınan bir kararla 'kanun kaçağı' lideri Sándor affedildi ve kendisine serbest bir askeri grubu örgütleme yetkisi verildi. Sándor Rózsa, kendi komutasında 150 kişilik bir süvari birliği oluşturdu.

Kufstein'de cezasını çektiği hapishane hücresi

Sándor Rózsa’nın süvari biriminin alışılmadık görünümü ve dövüş tarzı, düşman safları arasında hasara yol açtı. Bol pantolon ve yelekler giymişlerdi ve bir sürü alışılmadık silahlarla donatılmışlardı. Tabanca ve tüfeklere ek olarak, ‘fokos’ adı verilen özel baltalar ve kement benzeri bir ip olan ‘pányva’ ve bir kamaraya benzeyen ‘karikás ostor’ gibi diğer araçları da kullandılar. Gerilla taktikleri kullandılar ve genellikle şüphe uyandırmadan Avusturyalı atlı piyadeleri pusuya düşürdüler. Düşmanı kementler ile eyerlerinden çıkardılar ve acımasızca onları kestiler. Sándor'un adamları saldırıya uğradıkları anda ortadan kayboluyorlar, bu vuruş ve kaçış taktiği sayesinde uzun çarpışmalardan kaçınıyorlar ve düşmanın yedek kuvvetleri gelene kadar çoktan gitmiş oluyorlardı.

Macar "Kanun Kaçakları" (Sol ve orta)

Ne yazık ki, 17 Kasım 1848 tarihinde Sándor Rózsa ve süvarileri Ezeres köyünü (Günümüzde Romanya’nın Ezeriş köyü) silahsızlandırmak üzere görevlendirildi, ancak kanun kaçakları köye saldırdı, 36 köylünün tümünü katletti ve köyü de yağmaladılar. Bu acımasız olay nedeniyle Sándor Rózsa'nın süvari birliği dağıtıldı.

Süvari birliğinin dağılmasından sonra Sándor Rózsa, Szeged yakınlarında bir 'csikós' (atlı çoban) oldu ve evlendi. Macaristan’ın yenilgisinden sonra, imparatorluk görevlileri daha önce de defalarca olduğu üzere birçok kez tekrar kaçmayı başaran ancak uzun süre gizli kalmaya zorlanan Sándor Rózsa'yı yakalamak istedi.

Sándor Rózsa Kufstein'de

Avusturya kuvvetleri 'kanun kaçağı' liderinin Macaristan'la olan çatışma sırasında onlara ne kadar kayıp verdirdiğini unutmadılar ve Sándor Rózsa için oldukça yüksek bir yakalama ödülü teklif ettiler: 10.000 gümüş forint. Olağanüstü yüksek ödüle rağmen, kimse onu uzun süre teslim etmedi, ancak 1857 yılında Sándor Rózsa'nın körü körüne güvendiği eski bir arkadaşı olan Pál Katona ona ihanet etti. Bu kez Sándor Rózsa’nın şansı onu terk etti ve yakalandı.

Sándor Rózsa'yı Yakalama Ödülü

1859 yılında mahkeme onu idama mahkum etti. Avusturyalılara karşı düzenlediği baskınlar sayesinde Macarlar arasında büyük popülerlik kazanan Sándor Rózsa, çoğu Macar tarafından Habsburg'lara karşı direnişinin sembollerinden biri olarak kabul edildi. Hassas siyasi durum göz önüne alındığında, Viyana mahkemesi bu idam kararından vazgeçti ve İmparator Franz Joseph Sándor Rózsa'nın ölüm cezasını ömür boyu hapse çevirdi. Sándor, meşhur Kufstein kalesi hapishanesine nakledildi. Macar 'kanun kaçağı' Avusturya'da da öyle bir şöhrete sahipti ki, hapishanede gardiyanlar onu Pazar günleri insanlara sirk hayvanı gibi para karşılığında gösteriyordu. 9 yıl boyunca Kufstein, Maria-Theresiopel (şimdiki Subotica) ve Petrovaradin’de hapis yattı. 1868 yılındaki uzlaşmanın ardından İmparator Franz Joseph, Sándor Rózsa'yı affetti. Serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra kaldığı yerden devam etti; Ferenc Csonka'nın "kanun kaçağı" çetesine katıldı. Csonka ve beraberindekiler posta arabalarını soymada uzmanlaştı. Sándor Rózsa, araba yerine tren yağmalama fikrine sahip olan ilk kişi oldu. Vahşi Batı'nın aksine, Macaristan'da tren soygunu gibi bir gelenek yoktu. Ne yazık ki onlar için, bir treni tam hızda durdurmak kolay bir iş değildi ve birkaç de başarısız oldular. Uzlaşma sonrasında iç politikadaki değişiklik, kamu güvenliğinin yeniden tesis edilmesini gerektirdi, bu nedenle Büyük Macar Ovası'nın “kanun kaçağı” çetelerinin bir an önce tamamının yakalanması gerekiyordu. Bu zor görev Macaristan Kraliyet İçişleri Bakanlığı danışmanı Kont Gedeon Ráday’e verildi. Kont Ráday, kanun kaçaklarını demir yumruklu acımasızlıkla vurdu. Kanun kaçakları arasında saygın bir üne sahip olan hakim Máté Laucsik ve doğrudan komutasının altındaki küçük güç sayesinde kendisine verilen görevi tamamladı. Kont, ilk önce Sándor Rózsa’nın grubunu dağıttı ve 12 Ocak 1869 tarihinde 'kanun kaçağı' efsanesini bizzat tutukladı.

Sándor Rózsa Subotica'daki hapishanede

1872 yılında başlayan ceza davası sırasında Sándor Rózsa, 21 soygun, 9 hırsızlık ve 1 cinayetten suçlu bulundu. Mahkeme tarafından ömür boyu hapse mahkum edildi. Sándor Rózsa, 5 Mayıs 1873 tarihinde Szamosújvár'daki (Günümüzde Romanya’nın Gherla şehri) hapishaneye gitti. İlk başta, onu bir terzi olarak çalıştırdılar, ancak sağlığı hızla kötüleşmeye başladı ve en ünlü Macar "kanun kaçağı" 22 Kasım 1878 tarihinde 65 yaşında Gherla şehrindeki hapishanede hayatını kaybetti. Hatırası, filmlerde ve edebi eserlerde olduğu gibi birçok balad ve halk masalında yaşatılmaktadır. Yaşamı başta Zsigmond Móricz ve Gyula Krúdy olmak üzere pek çok yazara ilham verdi. 1971 yılında Macaristan'da kendisini anlatan bir mini dizi yayınlandı.

Sándor Rózsa'nın Gherla şehrindeki mezarı...

1 Ağustos - Macar Forinti Günü

Macar Forinti, II. Dünya Savaşı'nı takip eden dönemde Macar ekonomisinin istikrarında önemli bir adım olarak 01 Ağustos 1946 tarihinde tanıtıldı. Uluslararası piyasada “HUF” olarak anlandırılmaktadır. (Hungarian Forint) Tanıtılmasının üzerinden geçen 74. yıldönümünde, Macar para birimi forint hakkında bazı bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.

Macar Forinti

“Forint” kelimesinin kökeni, altın paranın “fiorino d'oro” olarak adlandırıldığı ve ilk olarak 14. yüzyılın başlarında kullanıldığı İtalya'nın Floransa şehrinden geliyor. Macar Kralı I. Károly, Avrupa'da bu altın bazlı para birimini 1325 yılında ülkesine tanıtan ilk hükümdar oldu. Daha sonra forint, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde de kullanıldı. Önceki para birimi olan Pengő’nün hiperenflasyon sebebiyle neredeyse değersiz hale gelmesinden sonra Forint, 01 Ağustos 1946 tarihinde piyasaya sürüldü. 1946 yılında piyasaya sürüldükten sonra, forint sonraki yirmi yıl boyunca sabit kurda kaldı, ancak planlı ekonomi dönemi olan 1970 ve 1980'li yıllarda satın alma gücünü kaybetmeye başladı. 1989-1990 yıllarında gerçekleşen Macaristan’daki rejim değişikliğinden sonra, Macar forinti birkaç yıl boyunca yıllık enflasyon oranının yaklaşık %35 olduğunu gördü ancak o dönem gerçekleştirilen piyasa ekonomisi reformları istikrarın sağlanmasına yardımcı oldu. 2001 yılından bu yana, enflasyon tek hanelere düştü ve 2008 yılında forint tamamen dönüştürülebilir ilan edilmiştir. 

Yeni seri Macar Forinti

2014 yılında Macaristan Merkez Bankası, Macar Forinti banknotların yeniden tasarlanacağını duyurdu. Altı banknotun tamamının yenilenmesi 2019 yılında eski banknotların dolaşımdan tamamen çekilmesi ile birlikte tamamlandı. Her Macar banknotunda tarihi bir kişinin portresi ve ünlü bir yer var:

Macar Banknotlar

HUF 500 - Prens II. Ferenc Rákóczi ve Sárospatak Kalesi
HUF 1,000 - Kral Matthias Corvinus ve Visegrád Kalesi'nddeki Herkül Çeşmesi
HUF 2.000 - Prens Gábor Bethlen ve Viktor Madarász’ın "Bilginler arasında Gábor Bethlen" adlı resmi
HUF 5.000 - Kont István Széchenyi ve Nagycenk'teki Széchenyi Konağı
HUF 10,000 - Kral I. István ve Esztergom manzarası
HUF 20.000 - Ferenc Deák ve Peşte’deki eski Temsilciler Meclisi

Yukarıdaki açıklamada yer alan Macar banknotlar

Bozuk Paralar

HUF 5 - Büyük ak balıkçıl
HUF 10 ve 100 - Macar Armaları
HUF 20 - Macar Hanedan Figürü
HUF 50 - Ulu Doğan
HUF 200 - Zincir Köprü

Yukarıdaki açıklama yer alan Macar bozuk paraları

74. Doğum günün kutlu olsun, Macar forinti!

24 Temmuz 2020 Cuma

Koronavirüs 200’den fazla yeni Macarca kelime yarattı

Karanténkert (karantina bahçesi) koronamém (korona capsleri) pánikvásárló (panik alıcı), vécépapírkrízis (tuvalet kağıdı krizi)… daha önce Macarca’da kullanmadığımız kelimeler. Ne anlama geliyorlar? Macarca ve diğer dillerde nasıl görünüyorlar? Bu kelimeler ne kadar hayatta kalır? Koronavirüs salgınının dünyada patlak vermesinden bu yana dil bilimciler son birkaç aydaki bu yeni ortaya çıkan kelimeleri araştırdılar.

Macar Bayrağı

Doç. Dr. Ágnes Veszelszki, Budapeşte Corvinus Üniversitesi’nde İletişim ve Medya Çalışmaları Bölüm Başkanı ve aynı zamanda hevesli bir dil araştırmacısı. Veszelszki, son zamanlarda yapılan bir çalışmasında, hepsi koronavirüs salgını sebebiyle ortaya çıkan 200'den fazla yeni Macarca kelime ve ifadeyi toplamayı ve incelemeyi amaçladı. Bunlar bizim dilimizde hızlı bir şekilde ortaya çıktı ve birçok kişi bunları günlük konuşmalarda- hem sözlü hem de yazılı olarak kullanmaya başladı ve herkes bunları kolay bir şekilde hemen anladı.

Salgın yeni kelimeler yarattı ve zaten mevcut olanları dilimizde daha sık kullanılır hale getirdi, Ágnes Veszelszki “e-nyelv.hu” web sitesinde bir araştırma başlattı. Çevrimiçi bir form yardımıyla bir anket oluşturdu ve Corvinus Üniversitesi’ndeki tanıdıklarından, arkadaşlarından ve çoğunlukla üniversite öğrencilerinden 200’den fazla yeni kelime ve ifade topladı. Veszelszki, bu kelimelerin son beş ay içinde Macar dilinde ortaya çıktığını ancak sonsuza kadar “bizimle kalmayacaklarını” vurguluyor. Çabuk doğmuş olmalarına rağmen, salgın sona erdiğinde kısa sürede kaybolacaklar.

Şimdi bazı örnek kelimeleri ve açıklamaları görelim!

Farklı kategorilerde yeni kelimeler ve ifadeler ortaya çıktı. Araştırmaya göre ilk ana kategori koronavirüsün kendisi, özellikleri ve reaksiyonlarıdır.

Covidinka
Covidiot’un İngilizce versiyonundan, ek bir “d” olmadan COVID + dinka’dan Macarca versiyonu doğmuştur. Dinka, salak anlamına gelen idióta’nın komik bir ifadesidir. Covidinka olan kişi, virüsü ve sonuçlarını umursamayan bir kişidir.

Megkoronázódik (Korona olmak)
Megkoronáz ifadesi, birisinin bir erkeği veya kadını kral veya kraliçe olarak taçlandırdığı anlamına gelir. Virüsün Macarca isminden (koronavírus) megkoronázódik kelimesi doğdu. Bu, birisinin koronavirüsüne yakalandığı anlamına gelir; “korona” kelimesi Macarca’da taç anlamına geldiğinden bu virüsle adlandırılmıştır.

Bir sonraki kategori ev, ofis ve uzaktan eğitim. Salgın nedeniyle, üniversiteler ve bazı işyerleri kapandı, insanlar uzun süre evde kalmaya ve odalarından çalışmaya mecbur kaldı. Elbette bu dönemi tarif eden yeni kelimeler de ortaya çıktı.

Karanténpedagógia (Karantina’da Eğitim)
Karantina + pedagoji. Bu kelime, öğretmenlerin çocukları kendi evlerinden eğittikleri öğretim alanındaki yepyeni bir terimi ifade ediyor.

Koronaválás (Korona Boşanması)
Corona + boşanma. Birçok uzman, evde kendi kendine karantinanın yarattığı stresli durumun evli çiftlerin yaşadığı birçok evde tartışmalara ve çatışmalara yol açması nedeniyle boşanma sayısının artacağını tahmin ediyor. Koronaválás, koronavirüs salgını nedeniyle boşanmış çiftler anlamına gelir.

Karanténszakáll (Karantina Sakalı)
Karantina + sakal. Kasım’da tıraş olmama meydan okumasına ek olarak, erkekler arasında yeni bir meydan okuma karanténszakáll (karantina sakalı) gerçekleşti, bu sadece geminin batması sonrası ıssız bir adaya düşmek gibi karantinada evde oturan erkeklerin hisleri sonucu uzun bir süre tıraş olmamak anlamına gelir. Yoksa sadece yeni bir trend mi? Kararı siz verin.

3. kategori neredeyse üç aydır tüm yaşamımızı geçirdiğimiz evlerimiz ile ilgili.

Karanténkonyha (Karantina Mutfağı)
Genellikle restoranlarda ve barlarda yemek yiyen birçok kişi çevrimiçi sipariş vermek veya yemek pişirmek zorunda kaldı. Karanténkonyha (karantina + mutfak) kelimesi sadece sıradan bir mutfak değil, daha önce yemek pişirmemiş birçok kişi için yeni bir yer ve restoranlar, barlar ve fast food yerleri anlamına gelir.

Karanténrecept (Karantina Yemek Tarifi)
Karantina + tarif. Süpermarketlerden malzemeye ihtiyaç duymayan tariflerdir çünkü her şey evimizde mevcut.

Karanténkert (Karantina Bahçesi)
Karantina + bahçe. Muhtemelen birçok insan, şu an apartmanlarda değil de eğer varsa bahçeli evlerinde yaşamayı tercih ediyorlar, biraz temiz hava almak için zamanlarını bu karantina bahçelerinde harcıyorlar.

Vécépapírkrízis (Tuvalet Kağıdı Krizi)
Tuvalet kağıdı + kriz. Süpermarketlerdeki tuvalet kağıdı yokluğu bu şekilde adlandırıldı.

Pánikvásárló (Panik Alıcı)
Panik + alıcı. Gübre, tuvalet kağıdı, yiyecek ve ev karantinası için gerekli diğer her şeyi büyük miktarlarda satın almak için mağazaya koşan biri.

Eğlence ve serbest zamanla devam edelim. Evde karantina sırasında, tüm durumu unutmak için kendimizi eğlendirmek şart. Çevrimiçi ortamda arkadaşlarımızla ve akrabalarımızla “buluştuk” ve zamanımızı bir ekran üzerinden geçirdik.

Karanténivászat (Karantina’da içmek)
Karantina + içme. Online içki buluşmaları düzenleniyor; bilgisayarınızın önünde bir kadeh şarap veya başka alkol çeşitleri ile oturup birlikte içki içebilme imkanı oluştu.

Karanténmese (Karantina Masalları)
Karantina + masal. Video konferans yoluyla bir hikaye okuma.

Karanténnapló (Karantina Günlüğü)
Karantina + günlük. Duygularımızı ve düşüncelerimizi sadece sıradan olmayan bir günlüğe yazmak, çünkü bu günlük sadece salgın günlerinde yazılmıştır.

Karanténtest (Karantina Vücudu)
Karantina + vücut. Bu yıl birçok kişi karanténtest’in (karantina vücudu) yeni plaj vücudu modası olacağını söylüyor. Bu kelimeyi kendi evinizde antrenman ve egzersiz yaparak geliştirdiğiniz vücut olarak açıklayabiliriz.

Koronamém (Korona Capsleri)
Corona + capsleri. Hayattaki diğer tüm büyük olaylar ve anlar gibi, coronavirus salgını, bizi eğlendirmek ve salgını unutmamızı sağlamak için komik capsler olmadan var olamazdı. Koronamém kelimesi, koronavirüs ile ilgili tüm capsleri ifade eder.

Koronapara (Korona Paniği)
Corona + panik. Para, panik anlamına gelen pánik’in kısa versiyonudur. Koronaparası olan biri salgın ve sonuçları hakkında gerçekten endişe duyuyor, eğlenerek ve rahatlayarak serbest zaman geçiremediğinden her zaman stresli kalıyor.

Yukarıdaki çalışma, birçoğundan sadece biri ve bunun gibi çok çalışma var. Veszelszki, bu yeni kelimelerin ve ifadelerin Macar dilinin temel parçaları haline gelmeyeceğini belirterek çalışmasını sonlandırıyor çünkü salgın sona erdiğinde herkes bunların neredeyse her gün kullanılan salgın zamanı kelimeleri olduğunu sadece hatıralarında yaşatacaktır.

Çeviren: Hungarolog Onur Şahin
Kaynak: Daily News Hungary sitesinden alınmıştır.

5 Temmuz 2020 Pazar

Afrika’da bir Macar Kabilesi: Magyarab

Magyarab, Mısır ve Sudan'da Nil Nehri boyunca yaşayan ve kendilerini Macar kökenli olarak adlandıran bir topluluktur. Soyları muhtemelen 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ordusuyla birlikte o bölgeye gelen ve orada kalan Macarlar'dan geliyor.


Halfa Vadisi'nde bir Magyarab ve Macar Bayrağı

İsimleri
"Magyarab" ismi yaygın olarak varsayıldığı gibi "Magyar" ve "Arab" kelimelerinin bir birleşimi değildir. Aksine, “Magyarab” ismi "Magyar" (Macar) ve yerli Nübye dilinde "kabile" anlamına “Ab” sözcüklerinin bir birleşimidir ve “Macar Kabilesi” anlamına gelir. Magyarab halkının çeşitli fiziksel özellikleri de onları çevreleyen Mısırlılardan ayırıyor.

Afrika kıtasındaki Magyarablar

Tarihleri
Efsaneye göre, kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyeti altına giren Hıristiyan Macarlar, Güney Mısır'da savaşan Osmanlı ordusunun bir bölümünü oluşturdular. Belli ki, ordunun bu bölümünün bir kısmı veya tamamı orada kaldı ve o bölgenin yerel halkı olan Nübyeli kadınlarla evlendiler. Magyarablara göre, ataları 1517 yılında Buda'dan (bugünkü Budapeşte) gelen ve general olan İbrahim el-Magyar'dı. Yerel Nübyeli bir kadınla evlendi, Ali adında bir oğulları oldu. Ali'nin beş oğlu vardı (Selami, Mustafa, Djelal Eddin, Musa ve Iksa). Ali'nin beş oğlu tüm Magyarabların atasıydı. Diğer bir efsaneye göre ise ataları 1517 yılında Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in Mısır’ı fetheden ordusu ile bu bölgeye geldi ve savaştan sonra İskenderiye'de bırakılan askerlerin isyanına katıldılar. Daha sonra İbrahim el-Magyar, yani Macar adında bir subay olan İbrahim (ya da Hassan el-Magyar) önderliğinde günümüzde Sudan’da bulunan Halfa Vadisi’ne kaçtılar. Bu hikaye Fransisken keşiş Gábor Pécsváradi'nin Macaristan Kraliyet Naibi (vekili) János Bánffy'ye gönderdiği ve 1516 yılında Kudüs'ten geçen Türk ordusunda görev yapan Macarlarla kişisel olarak konuştuğunu bildirdiği bir mektubuyla da destekleniyor. Tüm bu efsanelerin yanında Osmanlı İmparatorluğu 1516 yılında Sirem bölgesinden (Günümüzde doğusu Sırbistan'da, batısı Hırvatistan'da kalan bölge) ve Erdel'den özellikle de Temeş vilayetinden Macarları esir almış ve ordusunda görevlendirmişti. Magyarablar 1992 yılından beri Dünya Macar Federasyonu (Magyarok Világszövetsége) üyesidirler ve kendilerini hala Macar olarak görmektedirler. 1935 yılına kadar dünya Magyarabların varlıklarından bihaberdi. 1935 yılında ise Macar László Almásy ve iş arkadaşı, Alman mühendis ve kaşif Hansjoachim von der Esch, Nübye bölgesindeki bu kabileyi bir tesadüf üzerine buldular. Kabilenin temsilcileri Macar yetkililerle temas kurmaya çalıştı, ancak II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi nedeniyle maalesef bu gerçekleşemedi.

Halfa Vadisi'nde bir Magyarab

Bu insanlar şimdi yerel Nübye nüfusu ile evlilik nedeniyle karışık bir ırk görünümüne sahipler ve artık Macarca konuşmuyorlar. Bununla birlikte, 1935 yılı civarında, Halfa Vadisi’ndeki Magyarab adasının nüfusu ile birkaç hafta geçiren Esch, sadece o adada kullanılan ve ona göre Almásy tarafından benzer şekilde tanınan Arapça olmayan ve Macarca kelimelere benzeyen kelimelerin bir listesini hazırladı. Esch’in notları, Halfa Vadisi'ndeki tüm Magyarab'ın atalarının Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun herhangi bir bölgesini ifade edebilecek olan "Nemsa"dan (Avusturya adı için kullanılan Arapça kelime) geldiğine ikna olduklarını gösteriyor. Magyarablar’ın şefi tarafından atalarının Mısır / Sudan'a, Esch'in aslında General Sendjer veya Senger olduğunu varsaydığı Shenghal Sendjer tarafından yönetilen bir grup "Avusturyalı" asker olarak geldiği söylendi.

Magyarab bir çocuk. Ten renginin açıklığı dikkat çekiyor.

Magyarab Toplulukları
Magyarablar Nil boyunca, Sudan'da Halfa Vadisi çevresinde, Mısır'da Asvan çevresinde bulunan Magyarab-irki, Magyararti, Magyariyya, Magyar-nirki, Hillit el-Magyarab köylerinde ve yaklaşık 400 Magyarab da Mısır’ın başkenti Kahire'de yaşıyor.

Bölgede Macaristan'ın katkılarıyla yapılan briket üretimi

Magyarab Hakkında Atasözleri
Magyarab'a komşu değişik etnik kökenli insanların tarihi Magyarab halkı hakkında bize daha fazla bilgi veren atasözleri var. 

Al-majāri lā jisālli fil-mesjīd. – Macar camide dua etmiyor. 

Rá'sz el-mágyár zejj el-hágyár. – Macarların kafası bir taş kadar serttir. 

El-mágyárí jilbisz burnétá. – Macar bir şapka takıyor.

12 Haziran 2020 Cuma

Türk Psikolog için Büyük Bir Meydan Okuma: Macarca

Dr. Didem Kepir-Savoly. Ülkemizi Macaristan'da başarılı bir şekilde temsil eden bir psikolog. "Kisalföld" yerel gazetesi de kendisiyle ilgili bir haber yayınladı. Ben de bu haberi noktasına virgülüne dokunmadan Macarca'dan Türkçe'ye çevirerek değerli okuyuculara sunuyorum.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
TÜRK PSİKOLOG İÇİN BÜYÜK BİR MEYDAN OKUMA: MACARCA

Didem hayatında neyin önemli olduğuna burada farkına vardı

Dr. Didem Kepir-Sávoly, Sopron'da yaşayan Türk kökenli bir psikologdur. Yaşam yönetimi danışmanlığı yapmaktadır ve üniversitenin Benedek Elek Eğitim Fakültesi'nde misafir öğretim üyesidir. Sopron'a nasıl geldiğini, burada aradığını bulup bulamadığını ve planlarının ne olduğunu konuştuk.

“Türkiye'nin batısında doğdum. Psikolojik Danışmanlık alanında doktora yaptım. Kariyer ve yaşam danışmanlığı alanında uzmanlaştım. Macar eşim Loránd ile birlikte iki buçuk yıldır Sopron'da yaşıyorum.” Didem bunları İngilizce anlatıyor. Macarcayı çok az konuşabiliyor. “Eşimle 2007 yılında Budapeşte'de üniversiteden arkadaşlarımla birlikte Noel tatilimi geçirdiğim sırada tanıştım. Başlangıçtan beri İngilizce ortak dilimizdi, ilk başta kolay değildi, ama ilişkimiz gibi dil becerilerimiz de derinleşiyor” diyor gülümseyerek. Didem ve Loránd 2013'te evlendiler. Didem o zaman Ankara'daki üniversitelerden birinde ders veriyordu. Loránd da birlikte olmak için birkaç aylığına oraya taşındı, ancak Loránd kalabalık başkentte aradığını bulamadı.

Dr. Didem Kepir-Sávoly Sopron’un tarihi binalarına ve doğal çevresine çok değer veriyor.

“Nasıl devam edeceğini karar vermek gerekti. Geçiş yapmayı sevdim. Terapötik çalışmalar tam zamanlı ders vermekten daha ilgi çekiciydi. İstifa etmeden önce, bir yıllık ücretsiz izin aldım ve Sopron'a taşındık. Loránd burada doğdu ve büyüdü, bu şehri seviyor. Ben hayatımızı Budapeşte’de hayal etmiştim, büyük bir şehirde kişilerle iletişimde bulunmak daha kolay olurdu. Loránd Avusturya’da çalışıyor, ben de ilerde Viyana’da iş bulmak amacıyla Almanca öğrenmeye başladım. Bu sırada babam vefat etti, annemin yanında olmak için birkaç aylığına Türkiye’ye döndüm.”

2019 yılında Sopron'a döndüğünde, anadili Türkçe olan kişiler için çevrim içi psikolojik danışma ve kariyer danışmanlığı başta olmak üzere çevrim içi terapi işini kurmaya başladı. Şubat ayından itibaren üniversitenin Benedek Elek Eğitim Fakültesinde, uluslararası öğrencilere İngilizce olarak kariyer gelişimi ve danışmanlık öğretiyor.

Ayrıca şubat ayında üniversitede Macarca öğrenmeye başladım, ancak virüs durumu bu süreci yavaşlattı. Almanca öğreneceğim diye daha önce Macarca bir dil kursuna kayıt yaptırmadım ve Macarcayı da kendi kendime öğrenmek istediğimden dolayı çok zaman kaybettim. Dil engeli nedeniyle çevremden soyutlandığımı hissediyorum, bu yüzden samimi dostluklar kurmak zor oluyor. Bunu çok özlüyorum. Mağazalarda temel düzeyde kendimi ifade edebiliyorum, fakat örneğin eğer dili daha iyi konuşabilsem, güler yüzlü komşumuz teyzeyle sohbet etmek isterim, daha sonra ekliyor: Sopron, tarihi binaları, eski kenti ve doğal çevresinden etkilenen sakin bir şehirdir. Doğanın yakınlığı canlandırıcı, sakinleştirici, burada hayatımda önceliklerin neler olduğunu, gerçekte kim olduğumu fark ettim. Terapötik çalışmaya devam etmek istiyorum ve yakın gelecekte ikimizin de İngilizce konuşabileceği batıya doğru ilerlemeyi planlıyoruz. Ülkenin doğal güzelliği de yer seçiminde kesinlikle önemli bir rol oynayacaktır.

Kaynak: Kisalföld Gazetesi
Haber: Erika Nagy-Máthé
Fotoğraf: Dávid Magasi

1 Haziran 2020 Pazartesi

Macar Tarihinde Bir Kırılma Noktası: Trianon Antlaşması

Trianon Antlaşması, 4 Haziran 1920 tarihinde, I. Dünya Savaşı'nın galip İtilaf Devletleri ile Macaristan arasında, Fransa'nın Versay kentindeki Trianon Sarayı'nda imzalanan ve savaşı resmen sona erdiren antlaşmadır. Antlaşma 31 Temmuz 1920 tarihinde yürürlüğe girdi. 2020 yılı Trianon Antlaşması'nın 100. yılı...

Bu anlaşma Almanya'da olduğu gibi Macaristan'da da tepkiyle karşılanmış ve kaybettiği toprakları geri almaya yönelik politikalar izlenmesine neden olmuştur.

Macaristan'dan koparılan topraklar

HAZIRLIK
Müttefik Devletler'in savaştan sonra Macaristan'a barış şartlarını sunması oldukça gecikti. Bunun nedeni önceleri Macaristan'da Béla Kun liderliğindeki komünist rejimin varlığı ve sonraları daha ılımlı iktidarlar gelmesine rağmen Romanya'nın Budapeşte'yi işgali döneminde (Ağustos-Kasım 1919) yaşanan siyasi çalkantılardı. Sonunda Müttefikler yeni bir hükumeti tanıdılar ve 16 Ocak 1920 tarihinde antlaşmanın bir ön metnini Macar delegesine verdiler.

Anlaşmanın imzalandığı yer: Trianon Sarayı

ANLAŞMANIN ŞARTLARI
1) Toprak kaybı

Bu antlaşma ile Macaristan, topraklarının ve nüfusunun 2/3'ünü kaybetti. Bu anlaşmayla yaklaşık 3,5 milyona yakın Macar, ülke sınırlarının dışında kaldı.
  • Slovakya, Rutenya'nın Karpat Dağları altında kalan kısmı (bugün Zakarpatskaya adıyla Ukrayna'nın bir ili), Pressburg (Bratislava) ve bazı küçük yerler Çekoslovakya'ya verildi.
  • Batı Macaristan (Sopron hariç Burgenland'ın çoğu) Avusturya'ya verildi.
  • Hırvatistan (Medimurje dahil), Slovenya (Prekomurje dahil), Voyvodina ve Banat'ın bir kısmı Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı'na (Yugoslavya'ya) verildi.
  • Banat'ın büyük kısmı ve Transilvanya Romanya'ya verildi.
  • Fiume İtalya'ya verildi.
  • Slovakya'nın kuzeyindeki birkaç köy Polonya'ya verildi.

2) Diğer Şartlar
  • Milletler Cemiyeti’ne Macaristan da dahil edildi.
  • Macaristan ordusu, 35 bin kişi olarak sınırlandırıldı. Hafif silahlı bu ordu sadece iç güvenlik ve sınır güvenliğinden sorumlu olacaktı.
  • Macaristan'ın ödeyeceği ağır savaş tazminatları sonradan belirlenecekti.

Macaristan'ın Kiskunhalas şehrindeki Trianon anıtı

Bu antlaşma neticesinde günümüzde Romanya'da yaklaşık 1 milyon 200 bin, Slovakya'da 500 bin, Sırbistan'da 250 bin, Ukrayna'da 150 bin, Avusturya'da 50 bin, Hırvatistan'da 15 bin, Slovenya'da ise 10 bin civarında Macar kökenli vatandaş yaşıyor.