31 Aralık 2025 Çarşamba

Andrássy Bulvarı’nın Tarihi, Sırları, Binaları ve Kültürel Önemi

Andrássy Bulvarı, Budapeşte'nin en görkemli ve en tanınmış caddelerinden biri olup, şehrin tarihi ve gelişiminin önemli bir sembolüdür. 19. yüzyılın sonunda inşa edilen bu cadde, Macaristan'ın başkentinin modernleşmesinin en önemli kilometre taşlarından biri olmuş ve o günden bu yana zarafet ve kültürel yaşamın merkezlerinden biri olmaya devam etmiştir. Peki, bu etkileyici bulvarın sırları nelerdir?


Andrássy Bulvarı


Bulvarın Doğuşu ve Tarihi

Andrássy Bulvarı’nın yapımı, 1860'lı yıllarda Budapeşte'nin hızlı bir gelişme sürecine girmesiyle ve modern, büyük şehre yakışır bir bulvara ihtiyaç duyulmasıyla kararlaştırıldı. Amaç, şehir merkezini Şehir Parkı ile birleştirmek ve aynı zamanda temsil edici, düzenli bir şehir silüeti sağlamaktı. Tasarım ve inşaat 1871 yılında başladı ve bulvar 1876 yılında törenle açıldı.

Bu cadde, başlangıçta “Sugárút” olarak adlandırılmıştı, ancak 1885 yılında, Budapeşte'nin gelişmesinde ve şehrin uluslararası prestijini artırmada büyük rol oynayan dönemin en önemli politikacılarından biri olan Gyula Andrássy’nin adını almıştır.

Andrássy Bulvarı’nın yapımında, şehir içi ulaşım ve yeşil alanların birbiriyle uyumlu bir şekilde bütünleşmesine özel önem verildi. Planlara göre yol üç bölüme ayrılmıştır: yoğun yapılaşmanın olduğu iç bölüm, villaların bulunduğu orta bölüm ve Şehir Parkı'na yakın, daha çok yeşil alanların bulunduğu bölüm. Bu yapı, günümüzde de bulvarın karakterini belirlemektedir.

Andrássy Caddesi'nin Mimari Hazineleri

Andrássy Bulvarı, 19. yüzyıl Macar aristokrasisi ve burjuvazisinin evleri olan, görkemli, Neo-Rönesans ve eklektik tarzda inşa edilmiş saraylarıyla ünlüdür. En tanınmış binalardan biri, Ybl Miklós'un tasarımlarına göre inşa edilen ve dönemin Budapeşte'sinin en görkemli kültür kurumlarından biri haline gelen Macar Devlet Opera binasıdır.

Caddenin diğer önemli binaları arasında Bale Enstitüsü, Paris Büyük Mağazası ve birçok diplomatik temsilciliğin bulunduğu villalar sayılabilir. Lüks mimari tarzı, geniş ağaçlıklı caddeleri ve ferah alanları ile Andrássy Bulvarı, dünyanın en güzel caddelerinden biri haline gelmiş ve 2002 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiştir.

Bulvar üzerindeki binaların büyük bir kısmı, Budapeşte'nin Habsburg İmparatorluğu'nun en önemli şehirlerinden biri haline geldiği 1880'ler ve 1900'ler arasında inşa edilmiştir. Andrássy Bulvarı boyunca inşa edilen binaların bir kısmı bugün hala konut veya elçilik olarak işlev görmektedir, ancak birçok yerde oteller ve kültür kurumları da yer almaktadır.

UNESCO Dünya Mirası Koruma Alanı, Andrássy Bulvarı’nın orijinal karakterini ve mimari değerlerini gelecek nesiller için de korumasını sağlıyor. Bu caddede yürüyüş yapanlar, sadece Macar tarihi ve mimarisinin zirve noktalarından birini tanımakla kalmaz, aynı zamanda canlı ve hareketli bir kültürel ortamın da parçası olurlar.


Kaynak: https://neuropolis.hu/az-andrassy-ut-titkai-tortenete-epuletei-es-kulturalis-jelentosege/


26 Ocak 2024 Cuma

Türk tarihi Ulusal Dans Tiyatrosu'nda dans etti

Yirmi yıllık başarılı Türk dans tiyatrosu gösterileri, Türk-Macar Kültür Yılı kapsamında 24 Ocak'ta Ulusal Dans Tiyatrosu izleyicilerine sunuldu. Güldestan adlı gösteri Türk tarihi boyunca bir dans gösterisiydi.

Etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti'nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk de katıldı.



Elektronik ve enstrümantal müziklerin yer aldığı dans gösterisi, hem modern hem de klasik görselliğiyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin en sevilen eserlerinden biri konumunda bulunuyor.

Güldestan, 17. yüzyıl Evliya Çelebi'sinin yazılarından çağdaş yazarların eserlerine, Türk edebiyatına, modern insanın içsel yolculuklarına, Osmanlı İmparatorluğu'na, modern İstanbul'a ve gülün önemli bir rol oynadığı zaman ve mekânda bir yolculuk sunuyor.

7 Aralık 2023 Perşembe

İki Dünya Savaşı Arasında Türk-Macar Diplomatik İlişkileri (1920-1945) kitabının tanıtımı Budapeşte'de yapıldı

29 Kasım 2023 tarihinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bulunan Vinikli Kafe'de Péter Kövecsi-Oláh ve Emre Saral'ın İki Dünya Savaşı Arasında Türk-Macar Diplomatik İlişkileri (1920-1945) isimli kitabının tanıtımı yapıldı.

Emre Saral, Gábor Fodor ve Péter Kövecsi-Oláh

Enstitümüzün meslektaşlarından ve HUN-REN Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bilimleri Enstitüsü Türkoloji Araştırma Grubu Başkanı Gábor Fodor'un moderatörlüğünde yazarlar, kitabın kapsadığı dönemin özelliklerini, I. Dünya Savaşı sonrasında iki ülkenin kalkınma modellerinin farklı yorumlarını sundular. Yaklaşık 50 davetlinin katıldığı kitap tanıtımının sonunda katılımcılar, tanıtılan kitabı ve Beşeri Bilimler Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan Türkiye konulu diğer yayınları satın alma fırsatı buldular.

Kitabın Ön Kapağı

Kitap Hakkında

Yeni Türk Devleti, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntıları üzerinde kendini nasıl yeniden teşkilatlandırdı? "Türklerin babası" Mustafa Kemal Atatürk biz Macarları nasıl görüyordu? II. Ferenc Rákóczi, Lajos Kossuth ve Miklós Kállay'ın ortak noktası nedir? Macar misyonerler laik bir devlette Müslüman yaşamını nasıl görüyorlardı?

Bu kitapta okuyucu, bir Macar ve bir Türk tarihçinin, Péter Kövecsi-Oláh ve Emre Saral'ın yorumlarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeyrek yüzyılının -Macar yönleri de dâhil olmak üzere- kapsamlı bir resmini elde edebilir.


23 Ekim 2023 Pazartesi

Macaristan'da Macarca Öğreten İki Türk Genci: Koray Adıgüzel ve Ozan Kılıç

Macaristan'da yaşayan Türkler için Macarca öğrenmek artık bir ihtiyaç oldu. Her geçen gün buraya gelen Türklerin ve Türk firmalarının sayısı artıyor. İşte bu ihtiyaca en güzel cevap veren, çoğu Türk'e ve Türk firmalarına Macarca dersi veren, benim de yakından tanıdığım değerli dostlarım Koray Adıgüzel ve Ozan Kılıç bu konuda çok kıymetli çalışmalar yapıyorlar. Macarca öğretme konusunda 3 yıldan fazla bir süreyle tecrübeye sahipler. Yeni kurdukları internet sitelerinden de Macarca kurslar hakkında bilgilere erişebilirsiniz. 

www.magyarultanitunk.com

Koray ve Ozan'la birlikte Budapeşte'de...

Koray Adıgüzel

Ben Koray Adıgüzel. 23 yaşındayım. Yeni bir ekonomi mezunuyum ve şu anda her iki eğitimim için de Stipendium Hungaricum bursu ile Yönetim ve Liderlik alanında yüksek lisans yapıyorum. Akıcı bir şekilde İngilizce, Macarca ve Türkçe konuşabiliyorum, sosyal ve çalışkan bir insanım. Çocukluğumdan beri ekonomi ve iş dünyası hakkında tartışmaktan ve tahminlerde bulunmaktan keyif aldım. Her zaman ekonomi, işletme gibi ilgi duyduğum alanlarda kendimi geliştirdim ve ilgi alanlarımla ilgili yeni şeyler öğrendim. Hayatımın her anında gerçek bir girişimci olmaya çalıştım, örneğin kendi start-up'ımı kurmaya çalıştım. İstanbul'da doğdum ve büyüdüm. 17 yaşındayken, lisede kültürel değişim yılı için bir burs kazandım ve bu da beni Macaristan'ın Sopron şehrine getirdi. Böyle bir yerin varlığından bile haberim yoktu. Sıfır Macarca bilgisiyle bu maceraya evet dedim. Kaldığım süre boyunca bana kalacak yer, yemek ve sevgi sağlayan bir ev sahibi ailem vardı. Kaldığım süre boyunca, İstanbullu bir şehir çocuğu için tamamen yeni bir ortam olan Sopron'da bir Ormancılık/Avcılık Lisesi'ne gittim. Bir gün Macarca öğrenmeye karar verdim ve kendi kendime öğrenmeye başladım. O kadar odaklandım ve motive oldum ki 10 ay içinde ELTE'den çoğu insana benzersiz görünen B2 seviyesinde bir dil sınavı sertifikası aldım. En önemlisi sadece dili değil, nasıl öğreneceğimi de öğrendim. Konfor alanımdan çıkmak, yeni bir çevre edinmek ve olmak istediğim noktaya ulaşmak. Bu benim için buzdağının sadece görünen kısmıydı ve ben bunun farkında bile değildim. Ancak 10 ay sonra İstanbul'a dönüp liseyi bitirmem gerekiyordu. Macarca konuşmayı seviyordum, bu yüzden İstanbul Macar Kültür Merkezi'nde gönüllü olarak bazı işler yaptım. Daha sonra Budapeşte'de bulunan Balassi Yaz Üniversitesi'ne gittim. Bir yıl İstanbul'da üniversiteye devam ettikten sonra Budapeşte'de okumaya karar verdim, neyse ki Stipendium Hungaricum bursuna da seçildim. 2020 yılında Budapeşte Corvinus Üniversitesi'nde Uygulamalı Ekonomi Lisans eğitimime başladım. Eğitimim sırasında biraz girişimcilik / ek iş yapmak istedim, Budapeşte'de yaşayan Türklere Macarca öğretmeye başladım ve o zamandan beri Türklere Macarca öğretiyorum. Bugün dil girişimimin 100'den fazla öğrencisi var, hatta piyasada benzersiz olan öğrencilerin ana dili üzerinden Macarca öğrettiğimiz çevrimiçi bir dil okulumuz var. Bütün öğrencilerimizden bugüne kadar olumlu geri dönüşler aldık ve bu bizi mutlu ediyor. 2022 yılında RTL Klub TV benimle röportaj yaptı, orada Macaristandaki değişim programım üzerine konuştuk.

Koray Adıgüzel

Ozan Kılıç

Adım Ozan Kılıç. 1995 doğumluyum. Eğitimimi Türkiye'de sadece Ankara Üniversitesinde bulunan Hungaroloji Ana Bilim Dalı'nda tamamladım. Bu bölümü okurken Macaristan'da bir aylık yaz okulu gibi programlara katıldım. Sonrasında ise Macaristan'da Macar diliyle master yapma programına katıldım ve Macaristan'da Macar dili öğrenim diliyle master yapan ve hala devam eden Türkiye'yi temsilen ilk kişi oldum. Burada uluslararası öğrenimler bölümünde yüksek lisans eğitimimi görüyorum ve bir yandan buradaki Türklere Macarca öğretiyorum. Direkt bu işin ve bu dilin içinden geldiğim için bu dilin nasıl öğrenileceği konusunda profesyonel bilgilere sahibim. Kendi ana dilinizde eğitim almanızın avantajı büyüktür çünkü ben Macarcayı doğuştan öğrenmeyip sonradan öğrendiğim için bu dilin nasıl öğrenileceğini ne gibi yollar izleneceğini ve bu dilin size sağladığı faydaları bilmekte ve size aktarmaktayım. Öğrencilerimle yüz yüze veya online üzerinden derslerimi işlemekteyim ve öğrencilerimden güzel dönüşler almaktayım.

Ozan Kılıç
 
Eğer siz de Macarca öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki linkten kolayca iletişime geçebilirsiniz:

13 Ekim 2023 Cuma

Pál Fodor'un János Hóvári'nin Cenaze Töreni’nde Yaptığı Konuşma

Sevgili yas tutan topluluk!

János Hóvári'yi övme, doktora tezini eleştirme, doğum gününü kutlama fırsatım oldu. Ama hiçbiri bugünle kıyaslanamaz. Bir insan, kalbinin yarısı kopmuş gibi yaşadığı ve onu düşündüğünde hemen ağlamaya başladığı arkadaşının (savaşçı yoldaşı) aramızdan ayrılışı hakkında beş altı dakika içinde ne söyleyebilir? Bu büyük ve iyi adam hakkında söylenmesi gerektiğini düşündüğüm şeyleri başlıklar halinde sıralamaya karar verdim.

Pál Fodor

İlk kelimem: Mesafeler. János, Somogy'de küçük bir köyde doğdu ve oradan başlayarak hem gerçek hem de mecazi anlamda inanılmaz mesafeler kat etti. Önce Kaposvár'a, sonra Budapeşte'ye, sonra da dünyanın dört bir yanına… O, bu ülkeye pek çok adanmış yetenek kazandıran geleneksel, eski Macar kırsalının bir elçisidir. Ve unutmayalım: Bu mesafeleri, bugünkünden bin kat daha zor olduğu bir zamanda aştı.

İkinci ve Üçüncü Kelimelerim: Misyon ve Azim. Vásárhely'deki askerlik görevimiz sırasında zaten belliydi: János doğuştan bir halk adamıydı (homo politicus). Her şey hakkında bir fikri vardı, her şeyi değiştirmeye ve geliştirmeye çalışıyordu. Daha sonra, önemli görevlerinde de aynı şeyi yaptı. Sanki içinde dinamit vardı, onu durdurmak mümkün değildi; her hafta yeni görevler ortaya çıkardı ve diğer meslektaşlarının da çalışmasını sağladı. Geçenlerde bana yeni bir görev teklif ettiğinde, utanmış bir şekilde ona şöyle dedim: “János, Tanrı aşkına, neredeyse 70 yaşındayız, ne zaman biraz duracağız?”

Dördüncü Kelimem: Çok Seslilik. Sıkı diplomatik çalışmalarının yanı sıra araştırdı, yazdı, öğretti, ders verdi, entelektüel atölyeler kurdu, arkadaş toplulukları oluşturdu ve yönetti, sanatsal yaşamı organize etti, yetenekleri besledi, insanları eğitti. Sanki iki hayatı vardı. Tüm bunları ancak çok az uyuyarak yapabildiğini biliyorum.

Beşinci Kelimem: İletişim (Kişisel Gelişim). Çok az insan, János'un başlangıçta kendisini hem sözlü hem de yazılı olarak çok iyi ifade edemediğini bilir. Sonra bir şeyler oldu ve János kelimenin tam anlamıyla bir kalem erbabına dönüştü. Son yıllarda, tarihi makalelerini yayınlanmadan önce yorumlamam için bana gönderirdi ve ben de onun başardıklarını giderek artan bir hayret ve hayranlıkla izlerdim. Onu aynı zamanda bir diplomat olarak da gözlemledim: İletişimin ve etkinliğin öncelikle kelimelere bağlı olmadığının canlı bir örneği olarak harikaydı. János tüm varlığıyla iletişim kuruyordu, çoğu insan (diplomatların yanı sıra bayanların çoğunluğu) üzerinde temel bir etkisi vardı. Bu yüzden bu kadar çok şey başarabildi. Ankara'da büyükelçi olarak görev yaptığı kısa süre zarfında Türk-Macar bilimsel ilişkilerini geliştirmek için seleflerinin toplamından daha fazlasını yaptı.

Altıncı Kelimem: Eğitim. János, Pécs'te genç bir öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştı. Sanırım Tanrı onu gerçekten de bir üniversite profesörü yaptı. Asıl rolü oynayan, konu hakkındaki engin bilgisi ve inanılmaz hafızası değil, ondan yayılan ve ona yaklaşan her öğrenciyi büyüleyen kişisel cazibesiydi. Onları, hiçbir şeyin tarihten daha önemli olmadığına inandırmak gibi nadir bir yeteneği vardı. Öğrenime ayırdığı süreye hiç üzülmezdi. Hatta kendi deyimiyle "okunması gerekenleri" ilk elden tanıyabilmeleri için en iyi öğrencileri ile özel ilgilenirdi.

Yedinci Kelimem: Hizmet. Elbette herkes gibi János'un da kişisel hırsları vardı. 50 yıllık dostluğumuzdan yola çıkarak söyleyebilirim ki, tanıdığım çok az kamusal figür hizmet ahlakıyla bu kadar dolu olmuştur. Onun çok sesli hareket tarzı, “aslanı bana ver” ilkesinden değil, daha iyi bir Macaristan yaratmak için yapılacak çok ama çok şeyin olduğu alanlarda ne kadar az sayıda kendini adamış yetenekli insanın hareket ettiğini görmesinden/görmeye ihtiyaç duymasından kaynaklanıyordu.

Sekizinci Kelimem: (Akıllı) Vatanseverlik. Son zamanlarda, János ve ben sık sık acı bir şekilde gözlemledik: Muhtemelen bizim neslimizle birlikte, vatana ve Macar tarihine gösterişsiz sadakati hava gibi olan Macar türü yok olacak. Onsuz hemen boğuluruz. Bu sadakat, Zigetvar ve Mohaç'taki araştırmalara ilham verip organize ettiğinde ya da Zigetvar Anma Yılı'nda, Zigetvar ile Türkler arasında arabuluculuk yaptığında da ona rehberlik etti. Bu konularda gerçekten de Petőfi'nin deyimiyle "Miklós Zrínyi'nin torunuymuş" gibi davrandı. Ve bu sadakat, günlük angarya işlerinin yanı sıra, temas halinde olduğu ülkeleri ve (çoğunlukla Türk) halkları sürekli araştırıp analiz ederken de ona rehberlik etti. Çünkü kendini onlara sevdirmenin tek yolunun onları tanımak ve anlamak olduğunu biliyordu. János, dünyanın her yerinde Macarların en iyi yüzünü gösterdi.

Dokuzuncu Kelimem: Türkiye Sevgisi. Türkiye ile ilişkilerimiz iyi bir başlangıç yapmadı: Ağustos 1976'da İstanbul'da Bayezid Camii'nin önündeki meydanda iki dolandırıcı János'un 100 Alman markını çalarak geçimimizi ciddi şekilde tehlikeye attı. Ama bunu atlattık ve on yıllar boyunca János, Türklüğe karşı derin bir yakınlık geliştirdi. İtirazlara rağmen, Türk dünyasıyla ilişkilerin önemine derinden inanıyor ve bu ilişkileri geliştirmek için var gücüyle çalışıyordu. Bunları, Macaristan'ın dünyadaki konumunu dengelemek için vazgeçilmez olarak görüyordu.

Onuncu Kelimem: Başkalaşım. Tüm kişisel sorunlarına rağmen, 68 yaşındaki János hala hayata hazırdı. En az 20 yıllık planları vardı, evlenmek üzereydi, çok şey yazmak ve gerçekleştirmek istiyordu. Bunun yerine başkalaşım geçirdi. Sonsuz yaşama geçişinin, tarihi bir Macar-Türk olayı olan Nándorfehérvár zaferini anmak için resmi kilise tatili haline getirilen, Hz. İsa'nın Başkalaşımı günü olan 6 Ağustos'ta gerçekleşmiş olmasının ürkütücü derecede mistik bir yanı var. Dünyadaki yaşamı ne kadar sevmiş olursa olsun, János muhtemelen şimdi Havari Petrus'un Tabor Dağı'nda söylediği şeyi söylüyor: “Tanrım, burada olmak benim için iyi”. Ama biz sadece şu cevabı verebiliriz: “Tanrım, János olmadan burada olmak bizim için kötü”. Geride kocaman bir kara delik kaldı ve biz onsuz nerede olacağımızı henüz bilmiyoruz ve bu başkalaşımın neden bu kadar çabuk gerçekleşmesi gerektiğini anlamıyoruz. Ama biz kimiz ki Tanrı'yı sorgulayalım? Fiat voluntas tua! (Senin isteğin gerçekleşecek!) Ama ağlayabiliriz. İlk çalışma yeri olan Tarih Enstitüsü'nde ve son çalışma yeri olan Károli Gáspár Reform Kilisesi Üniversitesi'nde ona kederle veda etmekte özgürüz. János, huzur içinde yat!

Budapeşte, Farkasréti Mezarlığı, 9 Ekim 2023

Kaynak: https://fodorpal.abtk.hu/

29 Eylül 2023 Cuma

Macaristan'ın Nüfusu İle İlgili Güncel Veriler

Macaristan'ın son ulusal nüfus sayımından elde edilen veriler, evliliklerin arttığını ve 30 yaşın altında çocuk sahibi olanların oranının yükseldiğini gösteriyor. Diğer yandan ise ülke nüfusu yaşlanıyor.

Merkezi İstatistik Ofisi (KSH) Başkanı Áron Kincses, yaptığı açıklamada Macaristan'ın son ulusal nüfus sayımı verilerinin evliliklerde artış ve 30 yaş altı çocuklu nüfus oranında artış gösterdiğini ancak ülke nüfusunun yaşlanmakta olduğunu söyledi.

Macar Bayrağı

Kincses düzenlediği basın toplantısında, 2022 nüfus sayımı sonuçlarını açıklarken verilerin Macaristan'ın gelişmekte ve değişmekte olduğunu gösterdiğini söyledi. İstihdamın önemli ölçüde arttığını ve modern teknolojilerin işgücü piyasasını sürekli olarak yeniden şekillendirdiğini söyledi. Nüfusun yabancı dil yeterliliği, eğitim düzeyi ve dijital becerilerinin 11 yıl önce yapılan son nüfus sayımından bu yana önemli ölçüde arttığını söyledi. Sayımın proje yöneticisi Marcell Kovács, Macaristan'ın geçen yıl 1 Ekim'de sayımın başlangıcında 9.603.634 nüfusa sahip olduğunu söyledi. Kovács, 2011 ve 2022 nüfus sayımları arasındaki doğal nüfus kaybının 334.000 olduğunu söyledi. Yaşlılar, yani 65 yaş ve üzeri kişiler nüfusun %21'ini oluşturuyor. Kovács, sayılarının yaklaşık 2 milyon olduğunu söyledi. Demografik değişikliklerin bir sonucu olarak, 2011'de 1.000:1.106 olan erkeklerin kadınlara oranının geçen yıl 1.000:1.078 olduğunu söyledi. 15 yaş ve üzeri nüfusun %43'ü evliydi ve bu da son birkaç yılda evlenen çiftlerin sayısındaki artışı yansıtıyordu. Nüfusun üçte birinin hiç evlenmediğini belirten Kovács, 50 yaş altı erkeklerin %62'sinin bekar olduğunu, aynı yaş grubundaki kadınların ise %57'sinin medeni durumunun aynı olduğunu sözlerine ekledi.

Nüfus sayımına göre yetişkinlerin yaklaşık %33'ü ortaokul mezunu, %22'si de üniversite mezunu. Proje yöneticisi, sadece ilkokul eğitimi almış kişilerin oranının %23'e düştüğünü söyledi. On bir yıllık dönemde 3,9 milyon olan iş sahibi sayısının belirgin bir artışla 4,7 milyona, yani %49'a yükseldiğini belirten proje yöneticisi, geçen yıl işsiz sayısının 237.000 olduğunu kaydetti. Nüfusun %60'ı dini aidiyet sorusuna gönüllü olarak yanıt verdi. Yüzde elli, yani 2.9 milyon kişi Katolik olduğunu söylerken, bunların 2.6 milyonu Roma Katoliği, 165,000'i ise Yunan Katoliğiydi. Kovács, toplamda %16'sının Reform ve %3,1'inin Evanjelik inancına sahip olduğunu söyledi ve %27'sinin dindar olmadığını beyan ettiğini ekledi. Ulusal azınlık sorusuna ilişkin olarak Kovács, en büyük ulusal azınlığın 210,000 veya katılımcıların %2.5'inin belirttiği Romanlar olduğunu söyledi. Kovács, Alman ulusal azınlığın 143.000, Slovakların 30.000, Romenlerin 28.000 ve Ukraynalıların 25.000 olduğunu söyledi. Macaristan'da yaşayan yabancı uyrukluların sayısı 2011'den bu yana %52'lik bir artışla 218,000'e yükselirken, bunların %76'sı Avrupa'dan geliyor. Tam 82,000 kişi ise komşu ülkelerden gelmiştir. Kovács, dil becerileri açısından İngilizce'nin her dört Macar'dan biri tarafından konuşulan en yaygın yabancı dil olduğunu söyledi.

24 Eylül 2023 Pazar

Macaristan'ın başkenti Budapeşte ismini nasıl aldı?

17 Kasım 1873 tarihinde Tuna Nehri kıyısındaki ikiz şehirler, 200.000 nüfuslu Peşte ve 54.000 nüfuslu Buda, 16.000 nüfuslu pazar kasabası Óbuda ile birleşti. Bu birleşik yerleşime “Budapeşte” adı verildi. Birleşen bu şehre yeni bir isim bulmak onu birleştirmekten çok daha zordu.

Macaristan'ın başkentinin adının tarihi 1800'lü yılların başındaki Reform Dönemi'ne kadar uzanmaktaydı ancak Buda ve Peşte adları daha önce de vardı. Şimdi Buda ve Peşte kelimelerinin kökenini inceleyelim.

Macaristan'ın başkenti Budapeşte

Buda ve Peşte

Buda ismi, Peşte isminden çok daha önce ortaya çıkmıştır. Buda kelimesinin kökeni hakkında çeşitli varsayımlar var ancak gerçeğin tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Moğol istilasından sonra Buda Kalesi çevresinde oluşturulan yerleşime “Yeni Buda” anlamına gelen “Újbuda”, eski Roma merkezi Aquincum’un civarındaki yerleşim yerine ise “Eski Buda” anlamına gelen “Ó-Buda” deniyordu.

Bazı orta çağ kroniklerine göre, “Buda” ismi Hun Kralı Attila'nın kardeşi Bleda’dan (Buda) geliyordu ve o dönemde kullanılan popüler bir kişi adıydı. Diğer kaynaklar Slav ve Kelt kökenlerine ve suyla ilgili olduğuna atıfta bulunur. Bu kaynaklara göre Buda “voda” (su) kelimesinden gelmiştir.

Şehrin batı kısmı: Buda

“Pest” kelimesinin kökeni de benzer şekilde belirsizdir. Batlamyus'un II. yüzyılda yazdığı Dünya Haritasına Giriş adlı eserinde Aquincum'a “Pession” denilmektedir ve bazıları “Pest” kelimesinin kökeninin buradan geldiğine inanmaktadır. İsmin Gellért Tepesi ile ilgili olduğuna dair daha kabul gören bir açıklama vardır. Slavca “pest” kelimesi mağara, kaya oyuğu anlamına gelir. Eski Macarca’ya Slavca’dan geçmiştir. Bu nedenle Gellért Tepesi başlangıçta “Pest Tepesi” olarak adlandırılmıştır ve eteğindeki nehir geçidinin ismi de Pest'tir. Tabii ki burası şehrin Buda tarafındadır fakat o tarihteki belgelerde belirtildiği gibi karşıdaki erişilebilir kıyı da adını buradan almıştır.

Şehrin doğu kısmı: Peşte

İsim Önerileri: Pest-Buda, Buda-Pest ya da Honderű?

İki şehrin birleşme fikri ilk olarak 1830'lu yıllarda Reform Dönemi'nde ortaya çıktı. İlk fikir Zincir Köprü’nün inşası ve diğer birçok çığır açan gelişmede çok büyük katkılar olan kont István Széchenyi'den çıkmıştı. Bu iki yerleşim yeri ikiz şehir olarak kabul edildiğinden genellikle büyüklük sırasına göre “Pest-Buda” olarak birlikte anılırlardı. Kont Széchenyi ilk olarak 1831 tarihli Világ ('Dünya') adlı eserinde “Buda-Peşte” olarak adlandırdığı birleşik bir şehir hakkında yazdı. Zincir Köprü'nün inşasının “En Büyük Macar” olan István Széchenyi için gizli bir amacı vardı: İki şehrin birleşmesi. Fakat bu birleşme için 1873 yılına kadar beklemek gerekecekti. Széchenyi çok istediği bu birleşmeyi göremeden 08 Nisan 1860 tarihinde hayatını kaybetti.

En Büyük Macar: István Széchenyi

Şehre yeni bir isim bulmak, onu birleştirmekten daha zor oldu. Tartışmalar on yıllar boyunca sürdü. Széchenyi, “Buda” isminden memnun olsa da “Pest” ismini pek sevmiyordu. Bu durumun da haklı bir sebebi vardı. “Pest” kelimesi Almanca'da “veba” anlamına geliyordu. Bu nedenle Széchenyi, gelecekte birleşecek şehirlerin ortak adı için çeşitli alternatifler üretti: Etelvár, Ikervár, Delivár, Hunvár, Bájkert ve Dunagyöngye. En sevdiği isim Honderű'ydü ve 1840'ların başına kadar bu isim için çok güçlü bir lobi faaliyeti yürüttü.

İşte o zaman yazar ve devlet adamı József Eötvös devreye girdi. Mükemmel bir Fransızca konuşan Eötvös, Széchenyi'nin dikkatini önerdiği ismin olumsuz yönüne çekti. Fransızca’daki “Honte des rues” terimi “sokakların utancı” anlamına geliyordu. Bunun üzerine Széchenyi bu isimden vazgeçti ve yeni bir isim arayışına da gitmedi.

Bundan sonra “Pest-Buda” isminin kullanımı bir süre daha devam etti, ta ki bu ismin bir haritaya yazılması gerekene kadar. Haritada “Pest-Buda” şeklindeki yazılış şehre aşina olmayan gezginler için yanıltıcı olabilirdi. Bu yazım düzeninde Buda tarafında “Peşte”, Peşte tarafında “Buda” gibi görülebilirdi. Karışıklığa mahal vermemek için nüfusların büyüklüğünü göz ardı ettiler ve yerlerini değiştirdiler. “Pest-Buda”, “Buda-Pest” ismine dönüştü.

İlk kez 1846 yılında Toldi'nin dokuzuncu şarkısında şehrin adını tanımlayan ünlü şair János Arany tarafından arada kısa çizgi olmadan kullanılmıştır: "Budapest városát sok ezeren lakják." (Budapeşte şehrinde binlerce kişi yaşıyor.)

Sonunda, 17 Kasım 1873 tarihinde Buda, Peşte, Óbuda ve Margit Adası birleşti. Böylece yeni başkenti oluştu. Bu birleşmeden itibaren herkes tarafından kullanılan adıyla “Budapeşte” ismi ortaya çıktı.

Budapeşte'nin ilk arması...

16 Eylül 2023 Cumartesi

Macarlara Gönül Veren Habsburg Kraliçesi: Elisabeth Wittelsbach

Bundan 125 yıl önce bir İtalyan anarşist, kendisini Macar olarak gören Macaristan'ın sevgili Kraliçesi Elisabeth Wittelsbach'ı, nam-ı diğer Sissi'yi öldürdü. Bu yazıda Kraliçe'nin öldürülmesini çevreleyen koşulları inceleyecek ve ölümünden sonra oluşan kültü keşfedeceğiz.

Macaristan Kraliçesi Elisabeth Wittelsbach

Düşes Elisabeth Amalie Eugenie olarak 24 Aralık 1837 tarihinde Bavyera'da doğan Elisabeth, hem Avusturya İmparatoriçesi hem de Macaristan Kraliçesi'ydi. İmparatoriçe Elisabeth, Habsburg İmparatoru ve Macaristan Kralı I. Franz Joseph'in eşiydi. İlk görüşte aşkla birbirlerine bağlandılar ancak 1854 yılında evlendikten kısa süre sonra sert Viyana saray hayatı ve imparatoriçenin kayınvalidesiyle yaşadığı çatışmalar nedeniyle gölgelendi. Elisabeth saray hayatından kaçmak için sık sık seyahat ediyordu. Bu nedenle 1898'de trajik bir suikasta kurban gittiği İsviçre'ye seyahat etti.

Macaristan Kraliçesi Sissi

Bir Yanlış Anlaşılmanın Kurbanı

Sissi ve Macar arkadaşı Ida Ferenczy, Eylül 1898'de İsviçre'nin Cenevre kentine geldi. İtalyan bir anarşist olan Luigi Luccheni, bu sırada şehri ziyaret edecek olan Orleans Prensi Philip'e suikast düzenlemek amacıyla şehirde bulunuyordu.

Luigi Luccheni

Luccheni'nin amacı, kurbanın kimliğine bakmaksızın bir aristokratın, tercihen kraliyet ailesinden birinin kanını dökmekti. Prens tarafından planlanan gezi iptal edildi ve genç adam Cenevre'de yönsüz kaldı. Daha sonra Macaristan Kraliçesi İmparatoriçe'nin İsviçre'de bulunduğu haberini aldı. Dikkat çekmemeye çalışmasına rağmen, varlığı İsviçre gazeteleri tarafından sansasyonel bir şekilde haberleştirildi. Kraliçe'nin hayatı bir magazin haberi yüzünden trajik bir şekilde etkilendi. Sissi aslında birkaç haftadır tıbbi tedavi için Montrö'de bulunuyordu. 9 Eylül'de refakatçisiyle birlikte Cenevre'ye gitmiş ve bir gece burada kalmıştı.

Luigi Luccheni önceki eylemlerinin sonuçsuz kaldığını düşündü ve bunun yerine Elizabeth'i hedef almaya karar verdi. 10 Eylül 1898 tarihinde Sissi Montrö'ye dönmek üzere Cenevre Gölü'nü geçen bir teknedeyken, suikastçı çoktan onu izliyordu. Fırsattan istifade ederek Sissi'nin yanına atladı ve keskin bir eğeyi göğsüne sapladı. Daha sonra bu darbenin İmparatoriçe'nin kalbini deldiği anlaşıldı.

Sissi yere yığılmış ancak kargaşa sırasında birinin onu ittiğini düşünerek hızla ayağa kalkmıştır. Ancak korsesini gevşettiklerinde önemli miktarda kanla karşılaşmışlardır. Derhal otele geri götürülmüş ve tıbbi müdahalede bulunulmuş ancak ne yazık ki kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Kraliçe zamanında ameliyat edilmiş olsaydı, o dönemin tıbbi kısıtlamaları göz önüne alındığında bile hayatının kurtarılabileceğine inanılıyor.

Hayal kırıklığına uğramış suikastçı

Suikastçı Luccheni yoldan geçenler tarafından yakalandı ve derhal polis tarafından gözaltına alındı. Kraliçenin öldüğünü öğrenince büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Suikast anarşistler arasında bile tartışmalara yol açtı. Anarşist medya, siyasette aktif rol oynamayan bir imparatoriçenin ortadan kaldırılmasının gereksiz olduğunu düşünerek cinayet hakkında karışık duygular sergiledi. Luiggi Luccheni beklenen takdiri görmedi. Mahkeme onu tehlikeli bir anarşist suikastçı olarak görmek yerine akıl hastası olarak değerlendirdi ve idam yerine hapse mahkum etti, daha sonra da kendini astı.

Sissi kültü

Kraliçe Sissi'nin vefatı tüm monarşi için büyük bir şok oldu. Macaristan'da onun anısına özel bir anma töreni düzenlendi. 20. yüzyılda Sissi'nin karakteri etrafında hatırı sayılır bir takipçi kitlesi oluştu.

Kraliçe'nin cenaze töreni

Macaristan'ın dört bir yanındaki çok sayıda kasaba ve caddeye onun adı verilmiştir. Budapeşte'deki Elisabeth Köprüsü, Pesterzsébet Bölgesi, János Tepesi'ndeki gözetleme kulesi ve Komárom'daki Elisabeth Köprüsü bu tür yerler arasındadır. Ayrıca Elisabeth'in ikonik statüsünü anan çeşitli kamusal heykeller, romanlar, filmler ve oyunlar da bulunmaktadır.

"Büyük Halk Masalı Anlatıcısı" olarak tanınan ünlü Macar yazar Elek Benedek, Kraliçe Elisabeth'in ölümünün ardından ulusun duyduğu üzüntüyü dile getirdi: "Biz onun başına bir taç koyduk, o ise bize kalbini verdi."

15 Mayıs 2022 Pazar

Macaristan'ın İlk Kadın Cumhurbaşkanı: Katalin Éva Novák

Katalin Éva Novák, 06 Eylül 1977 tarihinde Macaristan'ın Szeged şehrinde dünyaya geldi. 2022 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde Macaristan'ın cumhurbaşkanı seçilmiştir. Novák, Macaristan'da cumhurbaşkanlığı görevine gelen ilk kadın ve 44 yaşında göreve başlayarak Macaristan tarihinin en genç cumhurbaşkanıdır. Fidesz Partisi'nin bir üyesi olan Novák, ayrıca 2018'den 2022'ye kadar Ulusal Meclis üyesi ve 2020'den 2021'e kadar 4. Orbán Hükûmeti'nde Aile İşleri Bakanı olarak görev yaptı.

Katalin Éva Novak

Eğitim
Novák, orta öğrenimini 1996 yılında Szeged'teki Ságvári Endre Lisesi'nde tamamladıktan sonra Budapeşte Corvinus Üniversitesinde ekonomi ve Szeged Üniversitesinde hukuk okudu. Öğrenciyken, ayrıca Paris Nanterre Üniversitesinde eğitim gördü. Novák, Fransızca, İngilizce ve Almanca bilmektedir.


Kariyer
Novák, 2001 yılında Dışişleri Bakanlığında çalışarak Avrupa Birliği ve Avrupa konularında uzmanlaşmaya başladı. 2010 yılında bakanlık danışmanı oldu ve 2012 yılında İnsan Kaynakları Bakanlığı Kabine Başkanı olarak atandı.

2014 yılında İnsani Kapasiteler Bakanlığında Aile ve Gençlik İşlerinden Sorumlu Devlet Sekreteri oldu. ve Ekim 2020'den Aralık 2021'e kadar Aile İşleri Bakanı olarak görev yaptı.

2017 ve 2021 yılları arasında Fidesz Partisi'nin Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

21 Aralık 2021'de Başbakan Viktor Orbán, Novák'ın 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fidesz Partisi'nin adayı olacağını açıkladı. 10 Mart 2022'de Ulusal Meclis'te 188 oydan 137'sini kazandı.

Novák, 10 Mayıs 2022 tarihinde Macaristan'ın en genç ve ilk kadın cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.

Novak, 2023-2024 Eğitim-Öğretim dönemi açılışında...

Kişisel Hayat
Katalin Novák, evli ve üç çocuk annesidir. Eşi ekonomist István Veres, Macaristan Ulusal Bankası'nda (MNB) Finansal Piyasa ve Döviz Piyasası Müdürlüğünün direktörüdür.

22 Şubat 2022 Salı

Medikal 2000 başarısını Macaristan’da gösterecek

Medikal 2000, 27 bin metrekare alan üzerine kurulu olan üretim tesisinde üretmiş olduğu ürünleri dünyanın birçok ülkesine ihraç eden ve adından oldukça söz ettiriyor. Sağlık ürünleri sektörünün ilk ve öncü kuruluşlarından olan, tıbbi cihaz sektöründe uluslararası alandaki en güncel ve gelişmiş uygulamaları izleyerek, üst düzey kalite standartlarında üretimi, satış sonrası etkin hizmet sunmayı ve sektördeki yeniliklere öncülük etmeyi amaç edilen Medikal 2000 Tıbbi Cihazlar ve İleri Teknoloji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Macaristan Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 6 bin adet etejer ihalesini Macaristan’da faaliyet gösteren Dogu Global Medical firması ortak girişimi ile kazanarak bir ilke imza attı.

Medikal 2000 Firması

Sağlık sektörü firmalarının pandemi sektöründe gösterdiği başarı sebebiyle Türk ürünlerine yoğun bir talep olduğunu ifade eden Dogu Global Medical Firma Sahibi Ömer Faruk Yalsız, “Özellikle pandemi sürecinde Türk ürünlerine olan yoğun talepten ötürü Türkiye’de üretilen ürünlere olan talebin ve güven her geçen gün artıyor. Macaristan ile Türkiye arasında ticaret hacmi özellikle sağlık alanında yukarı yönlü bir ivme kazandırıldı. Medikal 2000 ürünleri ile Macaristan’da yakaladığımız başarıyı yeni projelerle de devam ettirmek istiyoruz” dedi.

Doğu Global Medikal Firma Sahibi Ömer Faruk Yalsız

Medikal 2000 Firması Üretim Tesisi

8 Ocak 2022 Cumartesi

Hungarikum: Macar Grisi ya da Macar Bozkır Sığırı

Macar Bozkır Sığırı olarak da bilinen Macar Grisi (Macarca: Magyar Szürke), Macaristan'a özgü eski bir evcil sığır cinsidir.
Macar Grisi

Macar Grisi cins olarak Podolik sığır grubuna aittir ve geniş meralara iyi adapte olabilme özelliğine sahiptir.


Tarihi

Macar Grisi, Macar ovalarına muhtemelen 9. yüzyıldaki Macarların göçü ile geldi. Orta Çağ'da ve erken modern zamanlarda, bir yük hayvanı olarak kullanıldı. 1861 yılından itibaren erken olgunluk ve sığır eti kalitesi için yetiştirildi ve Avrupa pazarlarına canlı et olarak sürülmeye başlandı.

Aniko Gergely'nin "Culinaria Macaristan"da yazdığına göre, sığırlar Hortobágy Ovası’ndan haydutlar tarafından sürüldü.

Günümüzde Macar Gri Sığırları, Hortobágy Ulusal Parkı ve diğer Macar milli parklarında ağırlıklı olarak turistik yerlerde görülmektedir. Küçük sürüler halinde Batı Macaristan’da birkaç yerde de yaşamaktadırlar.

Bu sürüler, daha yüksek düzeyde yetiştirilmiş sığır türlerini etkileyen sığır hastalıklarına karşı bildirilen dirençleri nedeniyle gen bankası olarak hizmet etmektedir. 1975 yılında iki sürüde yalnızca 300 adet Macar Grisi kalmıştı. O yıldan beri sayıları arttı. Sığır sayısındaki toparlanma kısmen Macar hükümeti tarafından ortaya konan kriyo-koruma çabalarından kaynaklanmaktadır.

Karakteristik Özellikleri

Macar Gri Sığırları sağlam, narin ve uzundur. Boğalar 145 ila 155 cm yüksekliğe ve 800 ila 900 kg ağırlığa, inekler 135 ila 140 cm ve 500 ila 600 kg ağırlığa ulaşır. Geleneksel olarak hem yük hayvanları hem de et için kullanıldılar. Renk gümüşi beyazdan kül grisine kadar değişir. Diğer Podolik ırklarda olduğu gibi, buzağılar kırmızımsı doğar ve yaklaşık altı aylıkken renkleri griye döner. Macar Gri Sığırları sağlam, kolay buzağılayan ve uzun ömürlüdür. Boynuzları yukarı doğru yönlendirilmiş, uzun ve kavislidir. Macar Grisi, 2015 yılından itibaren Hungarikum'dur.

28 Kasım 2021 Pazar

Türkiye'yi Çok Seven Bir Macar: Edina Szabó

"Türkiye'yi Çok Seven Macarlar" serisine değerli arkadaşım Edina Szabó ile devam ediyorum. Serinin 2. röportajını kendisi ile yapmak istediğimde çok mutlu oldu ve hemen kabul etti. Kendisini yaklaşık 2 yıldır tanıyorum. Türkiye'yi ve Türk Kültürünü çok seven bir Macar diyebilirim. Ayrıca Türkiye'de 13 yıl yaşadı. Edina ile Budapeşte'de Tuna nehri üzerinde bulunan, Parlamento Binası manzaralı bir gemi kafede keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Keyifli okumalar dilerim.

Edina Szabó ile olan röportajımdan bir kare...

Türkiye ile olan serüven tam olarak ne zaman başladı?
Benim annem 1980'li yıllarda Türkiye'ye sık sık gidiyordu. Oradan hep alışveriş yapıyordu. 25 sene boyunca bu işi yaptı. Ben daha çocukken, 12 yaşındayken ilk defa Türkiye'ye gittim. Annem beni ve kız kardeşimi hemen hemen her yaz Türkiye'ye götürüyordu. Macaristan'a dönerken bize yeni kıyafetler, okul çantası alıyordu ve biz okula başlıyorduk. Açıkçası çocukken Türkiye'ye çok beğenmedim. Tam tersine kız kardeşim ise çok beğeniyordu. Kız kardeşim Türk kültürünü sevmeye başladı. Türkçe öğrenmeye başladı. Daha sonra Türkiye'ye taşındı ve NTV kanalında işe girdi. Kız kardeşim ve ben gazeteciyiz ve Macaristan'da RTL Klub televizyon kanalında çalışıyorduk. Kız kardeşim NTV'de spor servisinde çalıştı. Fatih Terim'le röportaj yaptı. Terim'in bizzat tanıdığı bir kişiydi. Kız kardeşim İstanbul'da tek yaşıyordu. Defalarca beni İstanbul'a çağırdı. Gitmek istemedim. Çok ısrar etti ve sonunda 1 aylığına Türkiye'ye gidip denemeye karar verdim. O 1 ay 13 yıl sürdü. 13 yıl Türkiye'de yaşadım. Kız kardeşimle 8 yıl beraber yaşadım. 

Edina Szabó ile kız kardeşi Veronika Szabó

Kız kardeşim daha sonra Macaristan'a geri döndü. Ben ise İngilizce öğretmenliği yapmaya başladım. Türkçe'yi hiç bilmiyordum. Öğrencilerimden Türkçe ile ilgili çok şey öğrendim. Onların yardımı büyüktü. O dönem kız kardeşim bir tane Türk dizisi seçmemi ve bu dizi sayesinde Türkçemi ilerleteceğimi söyledi. O dönem oldukça popüler olan "Aşk-ı Memnu" dizisini seçtim. Diziyi çok dikkatli bir biçimde izliyordum. Diziden öğrendiğim Türkçe kelimeleri Türk arkadaşlarıma söylüyordum ve ufak ufak anlaşılmaya başlamıştım. Bu beni çok mutlu etti. Doğru yolda olduğumu düşündüm.

Edina Szabó

Bir öğrencim vasıtasıyla Post Media isimli şirkette işe başladım. Türkiye'nin büyük firmalarına reklam üzerine danışmanlık yaptım. CarrefourSA gibi şirketlerde reklam üzerine çalışmalar yaptık. Çok başarılı oldum. Genel Müdürümüz Aylin Bahar'dı. Bana çok güvendi. Sen bu işi başaracaksın dedi. 2 yıl orada çalıştım fakat firma maalesef kapandı. Daha sonra Albaraka Bank ile çalıştım. Bankanın Türkiye'deki tüm şubelerini standart hale getirdik ve orada da reklam çalışmalarında bulundum. Genel koordinatörlük görevinde bulundum. Belli bir süre işsiz kaldığım için Ocak 2017'de Macaristan'a geri taşındım. 1 ay kalabildim ülkemde. Şimdiki eşimle o dönem konuşmaya yeni başlamıştık ve iyice düşündüm ben bu çocukla oturmak ve konuşmak istiyorum dedim. İstanbul'a geri döndüm. Mayıs 2017'te evlilik teklif etti. 2018 yılında da evlendik. İstanbul'da yaşadık. 2018 yılında Budapeşte'de düzenlenen Türk-Macar İş Forumu'na katıldım. O forumda bizzat Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tanışma fırsatı buldum. Bu tanışma benim için büyük bir onur kaynağı oldu. Gürcan Partners'de Bedrettin Gürcan ile yakın çalışıyorum. Ağustos 2021 itibariyle Macaristan'a geri taşındım ve Szentendre'de bir ortaokulda İngilizce öğretmeni olarak çalışıyorum. Eşim şuan İstanbul'da kaldı ama o da tatillerde Macaristan'a gelecek. Önümüzdeki dönem Türk-Macar ilişkileri ile ilgili işler yapmak istiyorum. İki ülke arasındaki özellikle son dönemde gelişen yakın ilişki beni oldukça mutlu ediyor.

Edina Szabó sunum yaparken...

Türkiye'de Hangi Şehirleri Ziyaret Ettin?
13 yılın çoğunu İstanbul'da geçirdim. Onun haricinde Fethiye, Balıkesir ve Bandırma'ya gittim. İş için defalarca Ankara'ya gittim. Eğitim ve konferans için Antalya'ya gittim. Bu şehirler arasında en çok Balıkesir'i beğendim diyebilirim. Hatta İstanbul'da yaşamamış olsaydım, Balıkesir ve Bandırma'da yaşamak isterdim. Balıkesir'de kendimi Macaristan'daymış gibi hissettim. İnanılmaz sıcak hissettim orada kendimi. Ayvalık'ı da çok beğendimi söyleyebilirim. Ayvalık'ta 3 tane çok sevdiğim arkadaşım var. Çok modern insanlar. Dalyan Tatlısu da doğasıyla müthiş bir yer.

Edina Szabó ve eşi Tuna Gümüşbay

Türkiye ve Türk Kültürü Hakkında En Çok Sevdiğin Şeyler Nelerdir?
Türkiye benim 2. vatanım. Bunu çok net bir biçimde söyleyebilirim. 13 yılımı orada geçirdim. Türkiye'de en çok sevdiğim konu Ramazan ayı diyebilirim. İnsanlar oruç tutuyor, iftarını yapıyor. Buna çok saygı duyuyorum. Ben de saygımdan 1 gün oruç tuttum. Akşama doğru huzur doldum diyebilirim. Çok değişik bir duygu. Türkiye'yi ve Türk insanını çok seviyorum. Çok sıcakkanlılar ve güleryüzlüler. Ayrıca çok misafirperverler. Türk yemeklerinden en çok hünkar beğendiyi seviyorum. Anadolu Mutfağı'nı çok seviyorum. İstanbul'da Çanak isimli Anadolu yemekleri yapan bir restoran var. Oranın müdavimiyim. Çorbalarınız bir harika. Yoğurtlu çorba, mercimek çorbası, yuvalama çorbasına bayılıyorum. Türklerde sevmediğim tek özellik yapacak bir şey yok demeleri. Her durumda, her şartta mutlaka yapacak bir şey vardır. Buna yürekten inanan bir insanım. Türklerde değiştirmek istediğim tek özellik bu olurdu. Türkiye'de pandemi sürecinde ben de maalesef korona oldum. Türkiye bana çok iyi baktı. Evime kadar ilaç getirdiler. Hastalık sürecinde benimle çok ilgilendiler. Ben böyle bir şey hayatımda görmedim. Türkiye'yi çok takdir ediyorum. Türkiye ve Macaristan'ın Türk Devletleri Teşkilatı'nda beraber yer almasından çok mutluyum. Bu iki ülke arasında daha yapacak çok şey var. İki ülke arasındaki yakın ilişki oldukça önemli.

Edina Szabó çok sevdiği Türk arkadaşlarıyla birlikte...

Son olarak söylemek istediklerin nelerdir?
Öncelikle bu röportaj için sana çok teşekkür ederim. İyi ki varsın! Senin sosyal medyada Macaristan, Macar tarihi ve kültürü ile ilgili yaptığın paylaşımları çok beğeniyorum ve hemen ben de onları seni etiketleyerek paylaşıyorum. Macaristan ile ilgili çok şey biliyorsun ve bunları paylaşman çok güzel. Türklere, Macaristan'ı, Macar tarihini ve kültürünü tanıtıyorsun. Seni çok takdir ediyorum. Hatta şuan çalıştığım okulda öğretmenlere senin paylaşımlarını gösteriyor ve böyle biri var Macaristan'ı tanıtıyor diyorum. Bu konuda bir Macar olarak sana minnettarım.

3 Ekim 2021 Pazar

Türkiye Aşığı Bir Macar: Berta Barlovics

"Türkiye ve Türk Kültürünü çok seven Macarlar" serisine değerli dostum Berta Barlovics ile başlıyorum. Kendisini 4 yıldır tanıyorum ve gerçekten Türkiye'yi ve Türk Kültürünü çok seven bir Macar. Berta ile Türk kahvesi eşliğinde keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Keyifli okumalar dilerim.


Türkiye sevdası tam olarak ne zaman başladı?
Daha küçük bir çocukken başladı. Türk masallarını dinledim. Macaristan'da okul çağındaki çocuklar için zorunlu bir kitap olan "Eğri Yıldızları"nda Türklerden sık sık bahsedilir. Bu kitabı 1 günde bitirdim. Türkiye ve Türk kültürüne olan ilgim daha okul çağlarında başlamıştı. Biraz daha büyüyünce Türkiye ve Türklerle ilgili daha çok araştırmaya başladım. Okul çağımda Türkiye ve Türk kültürü hakkında yazılan Macarca kaynakları okumak için kütüphanelere gidiyordum. Çünkü o dönemlerde bu konuyla ilgili kitaplar çok az sayıdaydı ve onlara da ulaşmak zordu. Hayatım boyunca Türk sanatına ilgi duydum. Seramik, halılar, resim ve Türk müziğine çok büyük ilgi duydum ve hala da duymaya devam ediyorum. Lisedeyken kendi kendime Türkçe öğrenmeye başladım. Okuldayken tenefüslerde tahtaya Türkiye ile ilgili Türkçe notlar yazıyor ve ay yıldız çiziyordum. Daha sonra tenefüs bitip öğretmen sınıfa geldiğinde yine bunları Berta yazdı değil mi diye takılıyordu :) Aslında bu durumu öğretmenlerim de takdir ediyordu. Bu konuda çok anlayışlı davrandılar. Eğer başka bir okulda okusaydım bu konuda bu kadar anlayış gösterilmezdi. Buda tarafında çok kaliteli bir okulda öğrenim gördüm. Dil öğrenmeye de çok önem veriyordum. Macar dili derslerinde de hep yüksek notlar alıyordum. Öğretmenlerim bu başarımla çok gurur duyuyorlardı. 14 yaşından beri hem okula gittim hem de çalışma hayatına ufaktan başladım. Kurumlarla, iş insanlarıyla çok değerli arkadaşlıklar kurdum. Hayatımda ilk defa 2010 yılında Türkiye'ye gittim. Senelerdir 1-2 ayda bir Türkiye'ye seyahat ediyorum. Türkiye ve Türk kültürü benim için bir tutku. Türkiye'ye her gittiğimde kendi ülkeme gidiyormuşum gibi hissediyorum. Macaristan'ta olduğum zaman Türkiye'yi, Türkiye'de olduğum zaman ise Macaristan'ı özlüyorum. Her iki ülkede benim için kendi vatanım. Aralarında hiç bir fark yok.


Türkiye'de En Çok Nerelere Gittin?
En çok İstanbul'a gittim. İstanbul'u ayrı seviyorum. Hala da sürekli ilk gittiğim şehir İstanbul. İkinci olarak Kapadokya'ya gittim. Orayı çok seviyorum. Kafa dinlemeye ve dinlemeye Kapadokya'ya gidiyorum. Dinlenme açısından Türkiye'de en güzel yerlerden biri. Kapadokya, peri bacaları ve mağaralarıyla çok muhteşem bir yer. Dünyayı unuttuğum iki noktadan biri. Venedik de öyleydi mesela. Zaten Venedik'te hissettiğim duyguların aynısını Kapadokya'da hissettim. Üçüncü olarak tatil için Antalya'ya gittim. Antalya'yı da çok seviyorum. Plajlarıyla, deniziyle, antik kentleriyle, şelaleleriyle ve huzuruyla tam bir tatil şehri. Seni de 2019 yılında Antalya'da ziyaret etmiştim. 2020 yılında 3 ay Antalya'da kaldım. Alanya'ya da gittim. Orası da gerçekten çok güzeldi. Bunların haricinde İzmir, Denizli, Pamukkale ve Konya'yı ziyaret ettim.

Berta Barlovics İstanbul'da

Türkiye ve Türk Kültürü Hakkında En Çok Sevdiğin Şeyler Nelerdir?
Türk insanı çok misafirperver. Kalbi temiz ve iyi niyetli çok sayıda Türk tanıyorum. Türkiye'nin doğası çok güzel. Dünyada bunun başka bir örneği yok. Türk mutfağına da ayrıca değinmek istiyorum. Türk yemeklerini çok seviyorum. İskender Kebabını ayrı seviyorum. Kendim de Türk yemekleri yapıyorum. Yaprak sarması, biber dolması ve imam bayıldıyı çok yapıyorum. İskender kebabını evde kendim yapabiliyorum. Ailemi ve arkadaşlarımı da bu güzel yemeklere alıştırdım. Çevreme de bu yemeklerden sık sık yapıyorum.
Türkiye'de en çok sevdiğim şeylerden biri de sanat. Müzeleriyle, sanat eserleriyle beni çok etkiliyor Türkiye. Halılara bayılıyorum. Türk Sanat Müziği'ni çok seviyorum. Resim yaparken bana ilham veriyor.

Berta Barlovics Budapeşte'de...

Macaristan'daki Türklerin çoğu seni tanıyor. Ya işle ilgili ya da yardım ettiğin konularla ilgili. Bu süreç nasıl şekillendi?
Şimdiye kadar çok iyi, çok temiz kalpli, yardımsever, misafirperver, değerli Türk insanları tanıma fırsatım oldu. Çok gezen bir insanım. Çok ülke gezdim. Türkler gibi değerli insanlarla başka bir ülkede karşılaşmadım. Türk insanını kendi insanımız kadar yakın hissediyorum. Türkiye'de insanlardan hep iyilik gördüğüm ve beni hep iyi hissettirdikleri için ben de Macaristan'da yaşayan Türklere elimden geldiğince her zaman yardımcı olmaya ve danışmanlık yapmaya çalışıyorum. 10 seneye yakındır bu durum böyle. Bu şekilde oluştu. Benim için bu konu çok önemli. Çok emeğim var bu konuda. Benim Türkiye'de hissettiğim gibi ülkeme gelen Türklerin de burada iyi hissetmelerini, zorluk yaşamamaları için çabalıyorum. Çünkü buraya gelmek, burada iş kurmak ve yaşamak kolay olmuyor. Bürokratik ve finans işlerine hakim olduğum için tecrübelerimi ve bildiklerimi buradaki Türklerle paylaşıyor ve onlara yardımcı olmaya çalışıyorum.


Biraz da günümüze dönemlim. Macaristan'daki günlerini nasıl geçiriyorsun?
Şu sıralar çok yoğun çalışıyorum. Büyük Türk yatırımı olan "Ramada by Windham Budapest City Center" otelinin finans ve danışmanlık işlerinde çalışıyorum. Hafta sonları geziyor, evde ise resim yapıyorum. Şu sıralar her bir Türk şehrini anlattığım resim tabloları yapıyorum. Bu yaptığım tablolar ileride bir sergi yapmayı düşünüyorum. Bunun yanında arkadaşlarımı büyük Türk kahvaltılarına davet ediyorum. Her zaman kendimi geliştirmeye ve bu yönde eğitimler almaya devam ediyorum. İnsanın kendini geliştirmesi çok önemli.


Türkiye'ye çok seviyorsun. Peki önümüzdeki Türkiye seyahati ne zaman?
08 Ekim 2021 tarihinde Türkiye'ye hem iş hem de tatil için gideceğim. Tekirdağ, İzmir ve Ankara şehirlerini ziyaret edeceğim.


Ankara'dan söz etmişken senin Mustafa Kemal Atatürk sevginden bahsedelim. Atatürk ile ilgili neler söylemek istersin?
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkler için ne kadar önemli bir şahsiyet olduğunu biliyorum. Ankara'ya gittiğimde Anıtkabir'i ziyaret edip Atatürk'ün huzuruna çıkacağım. Kendi odamda, duvarda Atatürk'ün imzasının olduğu bir tablo var. Saygımdan astım. Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti için kendi canı pahasına ne kadar çok mücadele verdiğini biliyorum. Türkler Atatürk gibi bir liderleri olduğu için çok şanslılar.


Son olarak söylemek istediklerin nelerdir?
Bu güzel röportaj için öncelikle sana çok teşekkür ederim. Ben ne kadar çok Türkiye'yi seviyorsam sen de benim ülkem Macaristan'ı çok seviyorsun. Macaristan, Macar kültürü ile ilgili çok kaliteli yazılar yazıyorsun, çeviriler yapıyorsun, haberler paylaşıyorsun. Türklere Macaristan ve Macar Kültürünü tanıtıyorsun. Bu çok önemli ve değerli bir şey. Bu konuda çok emek sarfediyorsun. Macaristan konusunda çok geniş bir bilgiye sahipsin. Bu kadar bilgiye sahip, kaliteli paylaşımlar yapan, araştırmalarda bulunan çok az kişi var. Sen de bunlardan birisin. Bir Macar olarak hem kendi adıma hem de ülkem adına sana çok teşekkür ediyorum ve seninle çok gurur duyuyorum.


Berta Barlovics benim tanıdığım Macarlar içerisinde Türkçeyi çok akıcı bir biçimde konuşabilen bir Macar. Ay-Yıldızlı dövmesiyle Türkiye aşığı bir Macar.

11 Eylül 2021 Cumartesi

6 Aylık Macaristan İzlenimlerim

11 Eylül 2021 tarihi itibariyle tam 6 aydır Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de yaşıyorum. Bu yazımda 6 ay boyunca Macaristan'da karşılaştığım durumları ve yaşadığım tecrübeleri anlatacağım.


Daha önce Macaristan'a 2006, 2009 ve 2014 yıllarında geldim. Macaristan ile serüvenimiz neredeyse 15 yılı buluyor. 

14 Temmuz 2021 Çarşamba

Anadolu Mutfağı'nı Budapeşte'ye Getiren Restoran: Türkiz Restoran

Budapeşte yıllardır kaliteli ve şık bir Türk restoranına hasretti. Böyle bir restoranın eksikliği orada yaşayan Türkler tarafından sıklıkla dile getiriliyordu. Nihayet bu hasret 01 Temmuz 2021 tarihinde Türkiz Restoran'ın açılmasıyla son buldu. Ben de davetli olarak 10 Temmuz 2021 tarihinde Türkiz Restoran'ın muhteşem yemeklerini deneme fırsatı buldum.

Türkiz Restoran

Restorana girdiğimizde ilk gördüğüm şey oldukça kalabalık oluşu ve içerde boş masanın olmamasaydı. Macar ve Türklerin ilgisi restorana oldukça üst düzeydeydi. Biz de teras denilen dışarı kısımda yer bulduk ve yemeklerimizi bekledik. 

Türkiz Restoran'ın Giriş Kısmı

Türkiz Restoran'ın menüsünde yemeklerin çeşitliliği hemen göze çarpıyor. Türkiye'de bulabileceğiniz yemeklerin hemen hemen tümünü bu restoranda bulabilirsiniz.

Restoran'ın menüsü

Biz yemeğimizi beklerken önden mezelerimiz geliyor. Yanında sıcak pide ile. Servis biraz yavaş olsa da yeni açılan bir restoran için kabul edilebilir bir seviyede. Restoran'ın işletmecisi Bilal Aslan yanımıza uğruyor. 10 günlük bir restoran olduklarını ve eksiklikleri hızla gidereceklerini söylüyor.

Urfa Kebap gerçekten muhteşem...

Ana yemek seçimimi Urfa Kebap olarak yaptım. Türkiye'de nasıl güzel bir Urfa Kebap yediysem burada eksiği yok fazlası var. Gerçekten muhteşem bir lezzet. Etin kalitesi ve kıvamında pişirme de hemen kendini belli ediyor. Zaten mutfaktaki şefler İstanbul'un ünlü restoranı Kaşıbeyaz'dan gelmişler. Yılların şefleri, hünerlerini Budapeşte'de konuşturmaya devam ediyorlar.

Türk çayı da tazeydi...

Yemeğimizin üstüne de taze bir Türk çayı içtiysek artık Türkiz Restoran'ı keşfetme vakti geldi diyebiliriz.

Türkiz Restoran daha ilk günlerden kalabalık...

Restoranın ambiyansı ise gerçekten takdire şayan. 

İç mekan

Biraz da restoran ile ilgili bilgiler vereyim: Restoran'ın yeri Budapeşte'nin en güzel yerlerinden birinde. Parlamento binasına oldukça yakın bir noktada.

Adresi: 1051 Budapest, Nádor utca 36 (Budapeşte V. Bölge)
Rezervasyon için: 
Telefon: 06 70 3667 666
E-Mail: reservation@turkizrestaurant.com
Çalışma Saatleri: Hergün 12.00 - 00.00 arası